top of page

İş Hayatı Kadının Duygusal Gelişimini Destekler Mi?

Dünyada yaygın kanıların başında kadınların iş hayatındaki konumlarının çocuklardan, adet döngülerinden, duygusallıklarından ve zihinsel yapılarından olumsuz etkilendiği yönünde.


Bir kadının anne olduktan sonra iş veriminin düşmesine genel olarak annelik hormonlarına ve çocuğun sorumluluğuna bağlanır.

Kadının adet döngüsünde yaşadığı hormonal değişime bağlı olarak değişen ruh hali iş hayatında da engel olarak görülür.

Kadın evlendiyse iş hayatının negatif etkilenmesi beklenir.


Kadın gebeyse işe hayatı negatif etkilenir.


Kadın boşanıyorsa iş hayatı negatif etkilenir.


Kadın menopoza girdiyse iş hayatı negatif etkilenir.


Örnekler çoğalır gider. Sonuç olarak kadının iş hayatı hep etkilenir.




Bu tür etkilenmeleri erkek hayat dönümlerine dair bilmeyiz.


Erkekler gerçekten eşlerinden ayrıldığında iş hayatları etkilenmiyor?


Erkekler gerçekten çocukları olduklarında kadın gibi sorumluluk ya da kaygı taşımıyorlar mı?


Doğurmuyor ama doğacak olması onların üzerinde stres yaratmıyor mu?


Andropoz onların iş verimini etkilemiyor mu?


Tüm bu soruların yanıtlarına dair çok da kesin yanıtlar bulamıyoruz. Hatta bu konuları konuşmuyoruz bile, erkek ne zaman etkilenir ya etkilenmez pek bilmiyoruz.



Burada erkeğe yüklenen toplumsal rol ile korkmasının, içerlemesinin, üzülmesinin, endişelenmesinin güçsüzlük ile birleşmesinden dolayı bu tür etkilenmeleri daha üstü örtülü ve bastırarak yaşadığından söz edebiliriz. Çünkü yapılan araştırmalarda boşanmadan, çocuk doğumundan, andropozdan erkeklerin de etkilendiğini ortaya çıkarıyor. Zaten başka türlüsü mümkün mü? Etkilenmenin hiç olmaması için ortada bağlanmanın, sevmenin, aşkın olmaması gerekir.


O zaman nasıl oluyor da erkeklerin iş verimi bütün bunlarda düşmüyor?


Evet, bir açıdan kadınların iş veriminin düşmesi kadının iş hayatında belli bir sınırda tutmak isteyen eril zihniyetin politik bir yaklaşımı.


Öteki yanda kadının buna inanması var. Diğer bir yanda bununla baş etmeye çalışan kadının çözümü çocuk doğurmama, evlenmeme de bulması var.


Erkeğin üzerine yüklenen güçlü, sert ve otoriter olma misyonları onun iş hayatındaki başarısını ve verimliliğini etkiliyor olabilir mi? İnsan nihayetinde duygusal düzenini sağlayabilecek beceriye sahip. Erkeğin çok daha uzun yıllardır iş hayatında yer alıyor olması onun bu anlamda gelişimini desteklemiş olabilir mi?

Ve daha gerilerde kabile yaşamının sürdüğü zamanlarda dahi erkeklerin daha duygusuz davranmasını gerektiren işlerde bulunması avlanma, savaşma, öldürme gibi duyguları yönetme konusunda daha ustalaşmış olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu soruların yanıtlarının hepsi evet, neredeyse cinsiyete dayalı tüm evrim araştırmaları bu sonuçta hem fikir.

O halde iş hayatında kariyer ve başarı hedefi olan kadınların kendilerini çoklu görevler arasında duygusal denge için eğitmeleri şart oluyor.



Bunun yanında kadının duygu yönetimi konusunda en iyi gelişimi sağlayabileceği alanlardan birisi yine iş hayatı olabilir. Günümüzdeki toplum yapısında kaygı, endişe ve anksiyeteyi normal durumlar gibi dursa da bu duyguların insanı yorduğu ve yaşamını kısıtladığı gerçek.


O halde iş hayatı ya da mesleki gelişime kendine odaklayabilmek ve çalışma saatlerinde kendini tamamen işine adayabilmek önemli bir beceri. Bu her ne kadar insanın kendisi ile olan bağlantısını koparıyor, bir yerde sömürüye yer açıyor gibi dursa ve bunlarda bu işin gerçekliklerinden olsa da, bir duruma pür dikkat, her etkenden bağımsız odaklanabildiğinizde zihninizin dinlendiği, yenilendiği ve tazelendiği bilinen bir gerçek.


Bu anlamda kadınların annelik, evlilik, boşanma, adet döngüsü, menopoz gibi durumlarda daha sağlıklı bir geçiş yaşayabilmesi için iş hayatını kendilerine bir yük gibi görmenin bir adım ilerisine geçmeleri, sağlıklarına katkı olabilme ihtimalini de değerlendirmeleri gerekiyor.


Bu gelişimi sağlamak sadece işte başarıyı değil aynı zamanda zihinsel ve duygusal daha konforlu daha sağlıklı bir yaşam seviyesine geçişi sağlayacaktır.


Böyle bir gelişim için hem duygusal dengeyi sağlayacak seminerlerden hem de bireysel danışmanlık seanslarından faydalanmak mümkün.


Okumak İsteyebilirsiniz:



Danışmanlık randevusu oluşturmak için ön görüşme formunu doldurabilirsiniz. Forma ulaşmak için tıklayın.



Ücretsiz abone olarak bireysel, ilişki, çift ve aile danışmanlığı konusunda yayınlanan her yazı için kısa bir mail alabilirsiniz.


Deniz Can kimdir?


Sitede yayınlanan yazıların yazarı.


Bireysel & İlişki & Aile Danışmanı.


Uzman Sosyolog.





Yayınları dinleyebileceğiniz platformlar:






YASAL UYARI: Sayfada yer alan sağlık ile ilgili bilgiler yalnızca eğitim amaçlıdır ve bir sağlık uzmanı tarafından uygulanan tıbbi tedavinin yerini alması amaçlanmamıştır. Bilgilerin okuyucunun durumuna uygunluğunu belirlemek için mutlaka uzmana danışılmalıdır. Bu sitede yer alan yazıların tümü bana ait olup telif hakkı yasası ile korunmaktadır.

bottom of page