• DenizCan

Yalı Çapkını İnceleme: Bölüm 4


“Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanmıştır” yazısını bütün bölüm boyunca içselleştirdiğimiz Yalı Çapkın’ı izlenme oranlarını katlayarak arttırmaya devam ediyor. Bu arada eski dizi izleyicileri aile yapısının ve mutfak sahnelerinin Asmalı Konak dizisine ne kadar benzediğini fark ediyor mu, merak ediyorum.


Son bölümünde yine sıkça evlilik güzellemesine maruz kaldık. Evlilikte keramet olduğuna dair mesaj hem bölüm boyunca yedirilmiş olarak izleyiciye sunuldu hem de dizi içindeki repliklerde sıkça karşılaşıldı.


Dizi kadın karakterin sert çıkışları ile başlıyor. Daha düne kadar eve yabancılık çeken Seyran bugün görücü usulü evlendiği kocası Ferit’i odadan kovma gücünü buluyor. Hatta Seyran o akşama kadar hiç yatmadığı iki kişilik yatakta uyuyor.


Ferit’in bu bölümde karakterinde hızlı bir değişme yaşandığını görüyoruz. Asi, başına buyruk Ferit birdenbire işine, evine ve eşine ilgili bir karakter olmaya başlıyor. Ferit’in bu değişimine neden olacak hiçbir olayın yaşanmamış olması izleyici şaşırtıyor. Belli bir süre bu merakla ve bu sorunun yanıtı aranılarak izlenen dizide konuşmalardan Ferit’in nasıl, neden kaynaklı bir değişim içinde olduğunu anlıyoruz.


İlk olarak Ferit’in Seyran’ı öptüğü sahnede her ne olduysa artık Ferit yaptığının mahcubiyetinden olsa gerek birdenbire koltukta uyumaya başlıyor. Seyran ise yatağa kurulmuş ve her fırsatta Ferit’i odadan kovan bir karaktere dönüşüyor.




Aklımızın ve mantığımızın almadığı bir hızda ilerleyen ve değişen bu duruma alışmaya çalışırken sanırım çoğu izleyici kendi özel hayatındaki ya da yaşamındaki bazı değişimlerin neden bu kadar yavaş olduğuna dair farkındalıktan yoksun bir bakış açısı geliştirebilir. Büyük ihtimalle beklediği, istediği, amaçladığı her ne ise ya çok gecikmiş ya da hiç olmayacak bir şeye dönüşüyor. Bu da sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün artmasına da neden oluyordur belki, kim bilir…


İzleyici dört saate yakın ekran başına oturtan dizide yaşanan ışık hızındaki bu değişime somut bir kanıt bulamasak da sahnelerden anladığımız kadarıyla Ferit’teki bu değişimin sebebi evlilik.


Evlilikte keramet olduğu bazı sahnelerde de izleyiciye açık mesaj olarak veriliyor.


Bu sahnelerden birisi, dede ile yemek masasında Ferit’in çırak olarak başladığı yerdeki yeteneğine dair olan konuşmada geçiyor. Dedesi masadakilere “Eee boşuna dememişler, evlilikte keramet var diye” diyor. Nasıl oluyorsa Ferit’in yeteneği ve iş başarısı evlilikle ilgili oluyor. Zaten toplumun büyük bir çoğunluğunun da inandığı bu değil mi? “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır” sözü de bir yerde bu duruma karşılık düşüyor.


Bu mesaj ve değişimin sebebi üçüncü olarak hastanede abisi Fuat ile Ferit’in konuşmasında yine Fuat tarafından tekrarlanıyor. O da Ferit’in söylediklerini mantıklı ve yerinde bularak “Evlilikte keramet var diye boşa dememişler” diyor. Böylece Ferit’in hayatının düzene girmesinin evlilik kaynaklı olduğunu anlıyoruz.


Ne yazık ki, burada gözden kaçan, izleyicinin anlayamadığı, göremediği ve bulamadığı şey ise Ferit’in evliliğin hangi yönünden etkilendiği.


Ortada gerçek bir evlilik yok, bir ev hayatı yok, eş yok, cinsellik yok ama evlilikte keramet var ve Ferit değişiyor. Hem de o güne kadar olduğundan çok farklı olarak ayakları yere basan, mantıklı, duyarlı ve çalışkan bir adam haline geliyor.


Bizim gördüğümüz evlilik sadece akşamları yemek masasında toplanan kalabalık bir aileden oluşuyor.


Bu haliyle bile mucizelere yaratan evliliğin toplum için nasıl bir önemi var?


Şayet insanların büyük çoğunluğu aile ve ev hayatı değerlerini şu anda olduğu gibi benimserse kadının kapalı bir yaşamda olması ile birlikte aynı zamanda da erkeğin çalışma kaynağı olarak verimli kullanılması anlamına geliyor. Burada erkek büyük ölçüde kültürel bir örüntü altından iktisadi sistemde kullanılabilecek verimli, güçlü bir araç rolüne sokulmuş oluyor. Bu anlamda daha önce de yazdığım gibi dizi de görülmesi gereken tek şey kadına yaklaşım değil. Çok daha farklı örüntüler de işlenmiş olma ihtimali yüksek.


Dizi de üstü kapalı olarak bir iki yerde de cinselliğin neler yaratabileceği üzerinden mesajlar veriliyor. Bunlardan ilkini Ferit’in şoförünün Ferit’in sevgilisi ile sohbet ettiği araba sahnesinde görülüyor.


Şoför, metres konumunda olan sevgiliye “İki düşmanı bile bir odaya kapatsan sonunda bir şeyler değişir.” diyor. Yani bir süre sonra bu iki kişinin aynı odada yakınlaşacağını ve bunun da yine Ferit’in metres rolüne düşmüş olan sevgilisinden uzaklaşacağı anlamına geldiği söylenmiş oluyor. Erkeğin hovardalığının ve tercihlerinin cinsel yaşantısına bağlı kalarak azalacağı ve yok olacağı mesajı ne kadar gerçekçi?


Bu anlayışta kadın cinselliği ile erkeği evine bağlı tutma, erkeği düzeltme görevine getirilirken aynı zamanda erkekte cinselliğin peşinden her şeyden vazgeçecek aciz ve güçsüz bir iradeye dönüştürülüyor.


Bu mesajı dizinin ilerleyen sahnelerinde Ferit’in çamurlu ayakları ile bastığı çarşafın değiştirilmesi sahnesinde de görüyoruz. Evin hizmetçilerinden olan Sultan ile ailenin dul üyesi İfakat arasındaki konuşmada cinsellikle ilgili benzer bir mesaj veriliyor. Sultan, İfakat’a; “Yeni gelin dediniz ama Ferit’i iyice avucunun içine aldı” diyor. İfakat ise “Karısıdır alır” diyor. Her ne kadar izleyici Ferit’in değişiminin bundan kaynaklı olmadığını bilse de kadının cinsellikle erkeği yönetebileceği fikrine ikinci kez maruz kalıyor.

Böylece erkeğin uysal ve evine bağlı şefkatli, çalışkan birisi olmasında iki kaynak veriliyor:


Birincisi evlilik, ikincisi ise cinsellikte kocasını mutlu eden kadın. Ailenin yükünün kadına yüklendiği yetmemiş gibi bir de erkeğin “adamlığı” da kadına yüklenmiş oluyor.


Zaten bu konuda işlenen diğer mesajı da Fuat ve Asuman’ın çocuklarının olmayışına dair getirilen çözüm önerisinin mesajından anlıyoruz. İfakat ve Asuman’ın bu konudaki konuşmasında Asuman, Fuat için çocuklarının olmamasından dolayı üzüldüğünü ve sanki kendisini kocası Fuat’tan çok fazla fedakârlık bekliyormuş gibi hissettiğini söylediğinde İfakat “Bu konuda Fuat fedakârlık yapmak zorunda değil” diyor. Buradan anlıyoruz ki, önümüzdeki bölümlerde kuma konumuna sokulmuş bir kadınla karşılaşacağız. Ama şimdilik burada izleyici gebe kalamayan bir kadının kendisinin anne olamayacağına değil, eşinin baba olamayacağına tanık oluyor. İzleyici yıllarca genlerine işlemiş olduğu bilgi ile kadının cinselliğinin dışında da gebeliğinin, doğurganlığının erkeğin mutluluğu ile ilgili olduğu mesajını almış mıdır?


Şu anda bu yazıyı okuyanların birçoğunun dahi “Eee, ne var bunda, zaten böyle değil mi?” gibi bir yorum yapacağını tahmin ederek şu gerçeği ifade etmek iyi olabilir. Kadın cinselliği bir erkeğin varlığına bağlı değildir, erkek olsa da olmasa da kadının cinsel hormonları vardır ve kadının cinselliği bir erkeği mutlu etmekle ilgili değil, kendi bedenine ve ihtiyaçlarına ait bir durumu gösterir.


Dizinin bu bölümünde cinselliğin yadırganıp yargılanması gereken halleri de izleyiciye gösterildi. Örneğin evin büyük oğlunun dul eşi İfakat ile Ferit ve Fuat’ın babası Orhan’ın bir kapı aralığından öpüştüğü sahne birkaç saniye gösterildi ve bu sahnenin önü arkası bu bölüm içerisinde hiç işlenmedi. İfakat aslında Orhan’ın yengesi. Muhafazakâr, kadının baskı altında tutulduğu aile yapılarında bu tür ilişkilere sıkça rastlanıyor, tabii burada dizinin devamında bu nasıl işlenecek onu görmek, izlemek gerekiyor.

Devamında tüm kadın oyuncuların giysilerinin aileye göre gereğinden fazla modern ve açık olması bu bölümde de devam ediyordu. Seyran’ın göbeği açık bir bluzla gezmesi Seyran karakteriyle ne kadar uyumlu, sizler karar verin. Burada üzerinde daha çok durmak istediğim İfakat’i Orhan ile öpüşme sahnesinden sonra İfakat’ın neredeyse tüm sahnelerde göğüs dekoltesi olan, dantelli siyah bir bluzla izleyicinin karşısına çıkması ve kendi yatak odasında da oldukça davetkar bir gecelikle olması tesadüf mü?

Sizce kaç izleyici İfakat’ın ne kadar namussuz, aşüfte ve oynak bir karakter olduğunu düşünmüştür?


Kaç kişi İfakat’in aslında Orhan’ı baştan çıkardığını düşünmüştür? Bir de sahnede Orhan, İfakat’ın odasından çıkıyordu. Baştan çıkaran, odasına alan dul kadın İfakat, hem de kocasının erkek kardeşini!


Bu bölümde aynı zamanda Ferit’in eski partnerlerinden birisi olan evin hizmetçilerinden Sultan’ın da evli olduğu gösterildi.

Bu bölüm bolca erkeği baştan çıkaran ve erkeği eve bağlayan kadın imajları etrafında gezindi. Bir de erkek karakterler nasıl duygusal, nasıl yumuşak ve şefkatlilerdi...


İlk olarak Ferit Seyran’a hiç sert davranmıyor. Hatta bu bölümde dedesinin onu azarlamasının ardından akan gözyaşları ile ne kadar duygusal, alıngan olduğunu da gördü seyirci.


Benzer şekilde ailenin büyük oğullarından olan Fuat’ın da baba olamayacağını öğrenince ağlaması ve eşine gösterdiği yumuşak tavırdan ne kadar yumuşak, sevgi dolu ve duygusal olduğunu görülüyor.


Böylece muhafazakâr ve tutucu olan bu ailenin genç erkeklerinin aslında iyi, duygusal ve yumuşak oldukları öğretiliyor. Yani kadına şiddete sebep olan erkek tipi bu ailelerde bulunmuyor!

Hatta Ferit bu iyiliğini Seyran’a bir sahnedeki diyalogu ile de ifade ediyor. Ferit’in dudaklarından dökülen sözler tam olarak şöyle:

“Abartma Seyran benim yerimde başkası olsa nasıl bir hayatın olurdu? İlk günden Pelin ile tanıştırdım.”


Evet, Ferit belki yanlış şeyler yapıyor ama en azından Seyran’a dürüst davranıyor, öyle değil mi?


Bir de Seyran’ın ayrı yatakta yatma isteğine de nazik yumuşak yaklaşıyor, onu zorlamıyor hatta bütün bunların içinde Seyran’a da hem ev içinde hem ailesiyle görüşmesinde yardımcı oluyor.


Ferit’in tüm bu değişimi aynı zamanda üçüncü bölümün sonundaki öpüşme sahnesinin de devamında yaşanıyor. Yoksa Ferit’i Seyran’ın bu namuslu, cinselliğe mesafeli ve isteklerini doğruluk için bastırabilen karakter mi sağlıyor?


Hikayedeki boş bölümleri zihin farkında olmadan birleştirir. İzleyici Ferit’in değişiminin evlilikten olduğunu diğer oyunculardan duydu ama ortada gerçek bir evlilik bile yokken, evliliğin hangi yönü Ferit’i değiştirdi?


Dizinin bu bölümünde genel olarak işlenmeye çalışılan mesajın kendisi olsa gerek: Namuslu bir kadınla yapılan evlilik erkeği olumlu etkiler.


Bu arada yine Seyran’ın Ferit’in onu maruz bıraktığı flört sahnelerini, metresiyle odada geçen sahneyi romantik komedi edasında izledik. Tekrara düşmek pahasına yazıyorum: Metres durumunda olunması, zorla flört edilmesi komik değildir, gülünesi değildir, sevilesi değildir.


Ayrıca bu bölümde Masumlar Apartmanı’nın fon müziği olan “yani derinden derinden” çaldı, Budayıcıoğlu’nun çıkış kitaplarından sayılabilecek olan “Madalyonun İki Yüzü” kitabının adı da dizinin gelecek hafta tanıtımında anıldı. Sanırım Budayıcıoğlu adının biraz hatırlanması isteniyor.


Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.