top of page

Ergenlik Dönemi Riskli Davranışlar: Gençler Neden Suça ve Şiddete Eğilimli Oluyor?

Türkiye’de gençlerin son yıllarda sürekli olarak sosyal medya kullanımları ve sosyal medya üzerinden kurdukları ilişkilerin tehlikeli boyutlara varabileceği örneklerini görüyoruz. Bu durum için çeşitli bakış açıları çözüm üretmeye çalışıyor. Son uygulamalardan birisi, on altı yaş altına sosyal medyayı yasaklama girişimi. Ancak yasal olarak böyle bir yasak gerçekten çözüm yaratır mı? Bu yaklaşımın doğruluğunu ayrıca düşünmek ve değerlendirmek gerekiyor.


Böyle bir yasal düzenlemeden önce, özellikle pandemi sonrasında iki üç yıl boyunca çocukların kullandığı uygulamaların ne kadar sakıncalı olduğu tartışıldı; ebeveynleri uyarmak için bazı sosyal medya hesaplarından korkutucu bilgiler paylaşıldı. Bazı oyun platformları ve online sohbet uygulamaları yasaklandı. Ancak bunlar da kalıcı çözüm sağlamadı ki, yaş sınırlamasını yasal hale getirme yolu açıldı.


Bu yaklaşım gerçek bir çözüm olur mu?

Ergenleri sosyal medya tehlikelerinden korumanın en iyi yolu bu mu?

Önce şu soruyla başlayalım: Ergenleri bu tuzağın içine çeken nedir? Sadece sosyal medyadaki kötü uygulamalar mı, yoksa ailelerin ilgisizliği mi?


Ergen Beyni ve Risk Arayışı
Tüm bunlar olurken, beyin gelişiminde hala tamamlanmamış bir yan var: Prefrontal korteks.
Tüm bunlar olurken, beyin gelişiminde hala tamamlanmamış bir yan var: Prefrontal korteks.

Ergenlik döneminde çocukların davranışlarının, konuşmalarının, duygularının ve ilişki kurma biçimlerinin temelinde beyin yapısındaki gelişim geliyor. Hormonal ve nörotransmiter değişimleriyle haz beklentisi artıyor. Özellikle dopamin başta olmak üzere tatmin edilmeyi bekleyen nörokimyasallar artıyor. Bu da yeni, heyecan verici veya riskli durumlara yönelimi artırıyor.


Aslında bu sağlıklı bir gelişim; ancak dopamin işin içine girdiğinde, beklenen ödülün gelmesi gerekiyor. Gelmediğinde sabırsızlık ve tabii ki öfke ortaya çıkıyor.


Bu daha çok nerede görülüyor? Sosyal çevrede, akranlar arasında, okulda, ailede ve sosyal medyada… Beğeni, takdir ve onaylanma ihtiyacı artıyor. Heyecan ve aktivite arayışı da buna bağlı olarak yükseliyor.


Tüm bunlar olurken, beyin gelişiminde hâlâ tamamlanmamış bir yan var: prefrontal korteks. Karar verme, dürtüyü baskılama ve uzun vadeli düşünmeden sorumlu olan bu bölge henüz olgunlaşmamıştır. Yani duygusal uyarım arttığında tatmin arayışı tamamen kontrol dışı davranışlara yol açabiliyor.



Kültür, Cinsiyet ve Ailenin Rolü

Peki, ergen davranışlarının ana kaynağı beyin ise, toplumsal ve ailesel etkiler ile cinsiyet nasıl devreye giriyor?Dünyanın neresinde olursak olalım, insan beden ve beyin gelişimi aynı döngülerden geçiyor. Ancak kültürel etkiler, toplumsal beklentiler ve cinsiyetçi normlar farklılıkların ortaya çıkmasına neden oluyor.


Genç erkeklerde akran baskısı ve toplumsal beklentiler riskli davranışlara yönlendirebiliyor.
Genç erkeklerde akran baskısı ve toplumsal beklentiler riskli davranışlara yönlendirebiliyor.

Türkiye özelinde baktığımızda erkek çocuklarının suça yönelimi daha yüksek. Bunun sebebi yalnızca beyin gelişimi ve hormonlar değil; erkekliğe yüklenen kimlik ve beklentiler de önemli bir etken. Erkek çocukları ile duygusal iletişimi daha az kurmaya eğilimli aileler oldukça fazla. Bunun nedenleri arasında çocuğun “gerçek bir erkek” olup olmayacağına dair kaygılar bulunuyor.







Toplumsal olarak erkeklerden güçlü, otoriter ve cesur olmaları bekleniyor. Yetişkinlikte beklenen bu kimlik, ergenlik döneminde tetikleniyor ve çoğu aile bunu bilinçsizce yönlendiriyor. Bu da sosyal baskıyı artırarak daha dürtüsel kararlar almalarına neden oluyor.




Sonuç: Yasaklamak mı, Doğru Yönlendirmek mi?

Ergenleri riskli ya da suça iten davranışları toparlarsak:


  • Tatmin olma arayışı ergenlikte aşırı aktiftir.

  • Özdenetim ve planlama daha geç olgunlaşır.

  • Akran baskısı, sosyal çevre ve aile gözetimi büyük rol oynar.




Ebeveyn desteğiyle ergenlikte riskli davranışların önlenmesi mümkün oluyor.
Ebeveyn desteğiyle ergenlikte riskli davranışların önlenmesi mümkün oluyor.

Eğer tatmin ve ödül duyarlılığı doğru şekilde tatmin edilirse (örneğin başarı deneyimleri, sosyal becerilerin desteklenmesi, pozitif sosyal geri bildirimler), riskli davranışlar ve tehlikeli seçimler azalır.


Tam tersine, aşırı koruyucu, baskıcı ve cezalandırıcı sistemler riski azaltmaktan çok yükseltir.


Yasaklamak, gelişimi olumsuz yönde etkileyen ve yetişkinlik dönemi için çok daha riskli sonuçlar doğurabilecek bir yaklaşımdır.



Yorumlar


bottom of page