• DenizCan

Yalı Çapkını İnceleme: Bölüm 8

Bölüm kadın oyuncuların Ferit etrafına dolanmaları ile başladı diyebilir miyiz? Evet, diyebiliriz


Gece kulübünden dönmeden önce başlayan ve konakta da devam eden Ferit’e yönelik kadın davranışlarını sıralayalım o halde; kulüpte malum Suna’nın Ferit’i öpmesi ile sarsılıyor Ferit, eve dönünce İfâkat yengesinin olaya müdahil olup Ferit’i eleştirmesi, odaya döndüklerinde Pelin’in odalarında olması Ferit’i daha da sıkıştırıyor, tabii ki devamında Seyran’ın Pelin üzerinden Ferit’e tepki vermesi geliyor. Ferit’in eski partnerlerinden olarak gördüğümüz, Ferit’i koruyan evin hizmetçisi Sultan geliyor kapıya onun da uyanık olduğu halde Ferit’i kollamadığını görüyoruz.



Ferit geçen bölümün ortalarından itibaren haksızlıklara maruz kalan erkek karakter özelliklerine gömülüyor yavaş yavaş, bu bölüm içinde de Seyran’a ve ablasına yaptığı iyiliğin, koruyuculuğun, yeniliğin karşısında da içinde kaldığı karmaşa ile izleyici de Ferit’i koruma duygusunu uyandırıyor. Zaten benzer olaylarla yaşam içinde boğuşan izleyici ile duygusal düzlemde Ferit ile özdeşleşmesi ve diğer kadın rollere öfkelenmesi çok mümkün.


Karaktere yüklenen bu anlamla ortaya çıkabilecek bu sonuçtan Seyran’ı koruyabilmek için Seyran biraz daha bu kısmın dışında kalıyor. Zaten bölüm sonunda Seyran ile Ferit arasındaki ilişkinin durumu Seyran’ı kurban rolüne sokarak tüm dizinin odağını Ferit ve Seyran olarak belirlenmesini sağlıyor.


Bu duruma bir anlamda teknik olarak popüler karakterler ve karakterler arasındaki aşka odaklanma amacı güden senaristten ve yönetmenden bahsedebiliriz. Bunu masumda bulabiliriz, şayet tüm bu odaklanma girişiminin diğer karakterlerinin “kötü” davranışları ile besleniyor olması gündelik ilişkilerde olumsuz etkiler yaratmaya oldukça uygun.


Neden?


Dizide yer alan diğer karakterlerin günlük yaşamla uyuşan özellikleri hem var hem yok. Bu karakterleri bir hikâyenin içine yedirirken sevdirilmeye çalışılan karakterlerin zor durumda kalmasını sağlıyor, onların başına kötü olaylar gelmesine neden oluyorlarsa günlük ilişkilerde de, sıradan hayatın içinde de bu özelliklere sahip olan insanlara öfkeli olma, dışlama ve suçlama eğiliminin yüksek olmasına neden olacaktır.



Toplum olarak sevme, sahiplenme eğilimimizin güçsüz, mağdur olana yönelik olması bu tür yönlendirmeler için zayıf noktayı oluşturuyor ve aslında dizinin yönetmen ve senaristlerinin işini kolaylaştırdığından da bahsedebiliriz.


Bu bölümde bu temel yaklaşım etrafında yine düşüncesiz davranan ve bu davranışlarından pişmanlık duyan kadınları ve hala pişman olmamış olanları izledik.





İlk olarak tabii ki yaptığının sonuçlarına en ağır şekilde maruz kalan ve pişmanlığından geçilmeyen Suna var.


İkinci olarak Pelin’in sevgilisi için yaptığı hatalardan dolayı Ferit’i kaybetme noktasına gelmesiyle yaşadığı pişmanlığı ve suçluluk hissini terastaki konuşmalarında izliyoruz.


Üçüncü olarak tabii ki final sahnesinde Seyran’ı istemediği halde seks yapmayı kabul edecek noktaya getiren sözlerine tanık oluyoruz. Seyran’ın bundan dolayı pişman olup olmadığını henüz izlemedik, sadece zihnimizde böyle olacağına dair bir izlenim oluşturduk. Bu izlenimi de daha önceki pişman kadınları izleyerek edindik.


Bölüm içinde bu kadar pişman kadın varken mücevher zanaatkarı olan Ferit’in ustasının emek vermek, sevmek ve iyi sonuçlar almak üzerine sözleri yansıyor ekrana. Usta der ki, “Yeteri kadar emek verirsen sonuç güzel olur” bu cümleyle başlayan sözler “Emeği vermek istemek ya da istememek mesele bu. Elinden geleni yaptıysan ve olmadıysa daha fazlasını yapman gerekir. Gençlikte hayalleri gerçekleştiremedik, biraz daha emek verseydim, biraz daha özen gösterseydim her şey daha başka olurdu. Özen gösterirseniz evlilik güzel olur, göstermezsen her şey kurur çürür gider. Yok etmek çok kolay, as olan uğruna savaşabileceğiniz sevgiyi var edebilmek.”


Baştan sona hatalı olan bu yaklaşımın hemen birkaç temel noktasına değinip geçelim.



İlk olarak, sevgi var edilmez. Sevgi kendiliğinden gelişen bir haldir. Dizinin içinde bilgece gösterilen bir zanaatkarın bu sözleri aslında görücü usulü evliliğinde temelinde yatan mantığı pekiştirdiği ve bunun bu şekilde geniş kitlelere yedirildiğinden söz edilebilir. Aynı zamanda bu yaklaşımının İslam ilkelerine uygun bir evlilik modelinin de temellerini oluşturduğunu hatırlamamız gerekir. İslam kültüründe de kadın ya da erkek eş fark edilmeden bir anlamda yazgı ile gelir ve evlilikteki mutluluk o eşi sevebilme, hoş tutabilme ile parelel olarak gider. Ama bir insan birini neden sever, neden sevmez altta yatanlar nelerdir görülmez, konuşulmaz.


İkinci olarak, evlilik bir kişinin şekil verdiği nesne değildir. Bazen bir evliliğin güzel olmasına bir eşin ya da iki eşinde özen göstermesi yetmez, beslemez ve o ilişki biter gider. Bundan dolayı da insanlara yeteri kadar sevmediği, emek vermediği, özen göstermediği düşünceleri ile yaklaşıp pişmanlığın içine çekmek toplum ruh sağlığı açısından içinden geçilen dönemde oldukça yıpratıcı ve suçlayıcı düşünceleri pekiştirecek bir formatı gösteriyor.


Tüm bunların yanında muhafazakâr ve konakta yaşayan bir ailenin oldukça yozlaşmış ilişkilerini izliyoruz. Bu ailenin bu kadar yozlaşmış olmasına neden olan nedir? Dinden yoksunluğu mu, göç etmiş olması mı, ilişkilerdeki kopukluk mu bunu anlayamıyoruz.


Gelini kendi ailesinin yanına kalmaya göndermeyen aile, gelinin ablasının kaldığı gece gelin, damat ve ablasının aynı odada kalmasını normal karşılıyor. Koca konakta gelinin ablasına verilecek tek bir misafir odası yok mu?


Kaldı ki, geleneksel aile modelinde kadın ile erkeğin bir araya geldiği yerler, odalar evlilik yok ise sıkı denetim altındadır. Bu anlamda da toplumun gerçekliği ile uymayan bir aile izliyoruz. Tabi bu arada nedense İfâkat yengemiz içki içilmesine tüm hışmıyla karşı çıkarken aynı oda olayına hiç müdahale etmiyor.


Dizi boyunca yeni evli çiftin bu şekilde saygısızca özellikle geceleri rahatsız edildiğini görüyoruz. Senarist neden yatak odasına bu kadar çok insanı sokuyor orasını ayrıca düşünmek gerekebilir.


Pelin birlikte olamayacaklarını bildiği halde neden geceleri gizlice yatak odalarına gelir?


Gerdek gecesinde neden üçlü olarak izledik? Tanışacakları başka bir yer yok muydu?


Abla gerçekten neden evli çiftle aynı odada kaldı?


Ferit’in annesi oğlunu gecenin bir yarısı sudan bir sebeple neden aradı?


Hizmetçi ve uşak neden sürekli Ferit ile Seyran’ı yalnız kaldıkları oda da rahatsız ediyor?


Bu sahnelerin hepsinin tesadüf olduğuna inanmak mümkün değil, hangi duygu ve öğrenilmiş olan tetiklenmeye çalışılıyor. Yoksa birileri sorgusuzca insanların özel hayatlarına müdahale mi ediyor? Daha sıkı kurallarla ve sınırlarla özel hayatları korumamız ve ihlal edenlere öfkeli mi olmamız gerekiyor? Aile birliğini bozan düşüncesiz ve saygısız insanlarla kuşatılmış olabilirler mi? Önümüzdeki bölümlerde bu sahnelerin nereye bağlanacağını göreceğiz.



Son olarak Suna’nın Ferit’i öpmesi ve cinselliğin ifşasına ve sermaye olmasına değinelim ve yazıyı bitireyim.


Bu kısımda da ilk olarak Suna’nın Ferit’i öpmesine Seyran’ın bu kadar sinirlenmesi normal mi?


Suna zaten Ferit’i istiyordu ve zoraki bir vazgeçişe sürüklendi. Duygularının ortalığa dökülmesi, eyleme dönüşmesi gayet normalken içkinin bu kötülüklere neden oluyor olması ve kadının kontrolsüzlüğüne indirgenmesi oldukça sorunlu bir yaklaşım.


Oysa gerçek sorun; Suna’nın içki içmeden önce Ferit’e olan duygularının gösterememesi değil mi? Kendi gerçekliğini ifşa edememesi, içkinin ona paravan olması duygu dünyasına olan güçsüzlüğü göstermiyor mu?


Son sahnelere doğru cinselliğin bastırılmasına dair güçsüzlüğü erkek davranışlarında da izliyoruz. Ferit, Seyran’ın hakaretleri karşılığında ilk önce “elimden bir kaza çıkacak” diyor ardından da intikam almak için, rahatlamak için ve vereceğinin karşılığını almak için seksi kullanacak gibi duruyor. Bu sahnenin nereye bağlanacağı henüz belli değil.


Burada da, esas mesele yavaş yavaş eşi olarak görmeye başladığı, arzuladığı Seyran’a jest yapacak, flört edecek cesareti gösterememesi bunun yerine isteğini almak için zayıf ve güçsüz anlar kollamasını izliyoruz. Gerçek bir aşık böyle mi davranır? Gerçek aşk bağlanması ve ilişki talebi böyle mi olur? Erkekler her zaman bu tür kaba tavırlarıyla mı sevgi ve ilgilerini gösterir? Bu günlük ilişkilerin gerçeği midir? Ya da bir kadının güç ve aciz durumda olmasından faydalanan bir erkek kadını gerçekten seviyor, değer veriyor mudur? Ferit’i biz aynı zamanda Seyran’ı önemseyen bir karakter olarak da izliyoruz.


Tabii son olarak, kadının her zaman hali hazırda bulunan sermayesi ile çözüm yoluna istemese de hoşlanmasa da gidebileceğini izledik. Cinsellik kadın için bir çözüm aracı olarak gösterildi. Her ne kadar Seyran’ın buna gönülsüz olduğunu görsek de sonuçta istediğini almak için bu sermaye türünü kullanabileceğine tanık olduk. Bu sahne bazı kadınların gerçeği evet, ama bunun dizinin genç izleyiciyi hedef kitlesi olarak aldığını düşündüğümüzde öğretilenin doğruluğunu sorgulayabiliriz.