Monoton Yaşamdan Kurtulmak İçin Daha Fazla Mı Sosyalleşmek Gerekiyor? İletişim Çağı Asosyalliğinden Nasıl Kurtulabiliriz
- DenizCan

- 9 dakika önce
- 7 dakikada okunur
İletişim yoğunluğumuz artarken iken hayatımızın ritmi de gittikçe düşüyor…
Yaşam tarzınızın sizi mutlu etmediğini hissettiğiniz oluyor mu?
Çoğumuz mutlu hissetmediğimizde yıkıp yeniden inşa etme yolunu seçmeye tercih ediyoruz.
Gerçekten de ilk olarak odaklanmamız gereken onu değiştirmek mi olmalı?
Bundan çok daha iyi bir yaklaşım da olabilir.
Bu yazıda biraz daha derine inerek size günümüzde tatmin edici, mutluluk verici bir yaşam tarzını nasıl geliştirebileceğimiz üzerinde duracağım.
Yaşam tarzına odaklandığımızda yaşam rutinimizin farkında olmamız gerekiyor. Toplumumuzu, yaşadığımız çağı anlamak, bireysel isteklerimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
Aynı zamanda kendimizi eksik görmemizle oluşan his ve düşüncelerin gerçek nedenlerini fark edebiliriz.
Bazı alışkanlıkları bırakmak ya da yeni alışkanlık edinememek… Yeni bir ilişki başlatmak ya da eski ilişkiyi bitirmemek… Daha fazla dışarı çıkmak ya da evde daha fazla vakit geçirmek… Daha az şeker tüketmek ya da daha fazla spor yapmak.
Çoğu zaman zihnimizden geçen bu düşüncelerin içine bir de yaşam hedefleri ve ilişkisel beklentiler girince zihnimiz daha çok karışıyor.
Bu ikilemler karar almanızı güçleştiriyor, yönünüzü belirlemede güçlük çıkarıyor mu?

Yaşamınıza yardımcı olması için monotonluğa dair bir farkındalıkla başladığım yazıyı atabileceğiniz adımlar konusunda küçük bir rehber oluşturmaya çalıştım. Umarım daha güzel ve verimli bir yaşamınızın olması için size yardımcı olur.
BÖLÜMLER:
İletişim Çağında Monoton Yaşam
İlişkide Monoton Yaşam Döngüsünü Kırmak: Sağlıklı Nostaljik Dokunuşlar
Yeni Monoton Yaşam Alışkanlıklarımız İlişkilerimize Nasıl Yansıyor?
Yeni Monoton Yaşam Alışkanlıklarımızı Bırakmak Ne Sağlar? Bu Monotonluğu Kıracak Vakit Yok Mu Gerçekten?
Esnek, Daha Sosyal ve Çoklu Aktive İçeren Bir Yaşam İçin Atılabilecek Adımlar
İletişim Çağında Monoton Yaşam
Monotonluğun tanımının oldukça değiştiği bir dönemdeyiz. Buna rağmen eski alışkanlıklarımız bize kendimizi monoton yaşıyor gibi hissettirebilir.
Öncelikle iletişim çağı dediğimiz dönemde hemen her zaman iletişime geçebiliyor, öğrenmek istediklerimizi öğrenip geçirdiğimiz zamanı etkili ve verimli kullanabiliyoruz.
Etkili yalnızlığı aşan iletişim içinde olabilmek için son dönemde gelişen iletişim alışkanlıkları konusunda oldukça açık ve farkındalık içinde olmamız gerekiyor.
Evde olmak, yalnız tak başına olmak monoton sandığımız bir zamandı.
Şimdilerde ise monoton sandığımız zaman aslında sürekli iletişim içinde olduğumuz bir zaman dilimine dönüştü.
Bu iletişim yoğunluğuna rağmen sosyalliğin ya da çevremizdeki insanların bize yetip yetmediği ile ilgili kafa karışıklığı yaşayabiliyoruz. Bunun en başında ise eski sosyalleşme alışkanlıkları geliyor.
İnterneti bu kadar ve sınırsız kullanamadığımız zamanlarda sosyalleşmek ve kendi tercihlerimizi yapabilmek için mutlaka dışarı çıkmamız gerekiyordu. Yoksa evdeki televizyon kanalları, ev içindeki yaşam bizi kısıtlayan ve yeni farklı şeylere ulaşmamızı engelliyordu.
Bugün ise evde yalnız kaldığımız zamanlarda bile sürekli dışarıyla bağlantıda olmamızı sağlayan telefonlar, film izleme platformları ve hiçbir şey olmasa dahi anlık mesajlaşma olanakları öncelikle sakinlik, huzur ve yalnızlık zamanlarımızı ıskalıyor. Bunun yarattığı yorgunluğu ise monotonluktan kaynaklı umutsuzluk sanıyoruz.
Kendimizi sebepsiz huzursuz hissettiğimiz zamanlar ara vermediğimiz iletişimden kaynaklı olabiliyor.
Sanırım, bölünmüş, ayrılmış zamanlar geçirmek geri kalmış, asosyal bir birey tablosu oluşturuyor gibi hissediliyor.
Bu ise aslında sosyal medya üzerinden de tetiklenen bir durum. Literatürde FOMO (Fear Of Missing Out) bir şeyleri kaçırma korkusu olarak geçiyor. Hani bakmazsak, sosyal medyayı kontrol etmezsek, etkileşime girmezsek asosyaleşiyo ve hızlı akan dünyada geri kalıyoruz gibi hissediyoruz.
Oysa, evde tek başına yalnız zaman geçirebilmek, kendimizle baş başa kalabilmek bizi yeni güne, devam eden projelere, sosyal alanlara daha güçlü ve istekli kılıyordu.
Bu anlamda monotonluğun günümüz için daha çok sürekli iletişim halinde olmak olduğunu düşünebiliriz.
İletişim monotonluğu ise hayatımızdaki birçok güzelliği yaşama isteğini bizden alıyor. Hatta, çok ileri durumlarda konuşma isteğimizi, anlatma paylaşma isteğimizi ve birlikte bir şeyler yapma isteğimizi kısıtlıyor.
İlişkide Monoton Yaşam Döngüsünü Kırmak: Sağlıklı Nostaljik Dokunuşlar
Öncelikle ilişkilere nostaljik bir dokunuşla yaklaşmaya belki de ilişkilerde eski monotonluğu sürdürmeye özen göstermeliyiz.
Yeniden birlikte olmak için biraz özlemek, arayı açmak ama bunları düzenli bir ilişki ritminde yapmak gerekiyor.
Burada anlatmak istediğimi sağlıklı ilişki sınırları belirlemek oluyor. Bu kavram, yeni öğrendiğimiz her kavram gibi sürekli aşırı mesafeli, kimseyle yakınlaşılmayan bir yaşam tarzı gibi düşünülüyor.
Oysa, iyi güzel giden ilişkilerde de bu anlamda bir sınırlandırma getirmek gerekiyor. Çok mutlu olduğumuz ilişkilerin bir parça eksilmesi ama bu mutluluğu başka ilişkilerde sürdürebilmek bizim sosyal bağlantılarımızı daha güçlü kılmak için gerekli.
O halde şunu ifade etmekten çekinmiyorum:
Sağlıklı sınır belirlemek biraz özlemeyi, biraz beklemeyi ve ilişkiyi daha güzel sosyal bir bağlantı olarak sürdürmemizi sağlar.
İyi bir dostluk için biraz ayrı kalmak ama arayı çok açmamak, güzel bir evlilik için biraz gizem yaratmak ama birlikteliğin yarattığı akışı, dokuyu bozmamak gerekiyor.
Yeni bir ilişki ve daha çok sosyal bağlantı içinde belirlenmiş bir yalnızlık içinde tek başına zaman geçirebilmek gerekiyor.
Yeni Monoton Yaşam Alışkanlıklarımız İlişkilerimize Nasıl Yansıyor?
Öncelikle yeni monoton yaşamın sürekli bağlantıda kalmak ve hiç uzaklaşmamak olduğunu bir kere daha vurgulamam gerektiğine inanıyorum.
Burada ince bir ayrıntıya daha dikkat çekmek isterim: Bir fotoğrafa beğeni bırakmak da ilişkiyi sürdürmek oluyor. O fotoğrafı görüp o paylaşımı yorumladığınızda, beğeni bıraktığınızda aslında o kişinin yaşamınızdaki duygu dünyasına ve sizinle olan bağına dokunmuş ve hissetmiş oluyorsunuz.
Böyle kısa kısa, parça parça kurulan ilişkiler ilişkinin güncel doğasını yakalamaktan çok uzak oluyor. Sürekli fotoğraflarını beğendiğiniz ya da baktığınız kişi içinde sizin içine zaman akıp geçiyor. Siz ise bunu yaptığınızda onun eski hali ve eski ilişki dinamiğinizle bağ kurmuş oluyorsunuz.
Bu ise hem zihinsel hem duygusal bir karmaşa yaratıyor. Yaşamınızda sürekli yeni şeyler olurken siz sürekli hiç gerçek paylaşımın olmadığı bir ilişki sahnesine takılıyorsunuz.
Eskiden biten bir ilişkide onu bir daha hiç görmemek, mümkün olduğu kadar az karşılaşmak gibi yaklaşımlar vardı. Durum tıpkı buna benziyor, o kişinin güncelinden o kişide sizin güncelinizde haberdar değil. Ancak sosyal medya etkileşimleriyle bu ilişkiler sürüyor gibi bir algı oluyor.
Kendi yaşamımıza baktığımızda o kadar yoğun anlık akış içindeyiz ki, sabah uyanan bizle öğlen acıkmış olan biz bile aynı değiliz. Bir de araya birkaç gün girdiğinde bir hafta görüştüğümüz kişi ile hala aynı noktada olmamız mümkün değil.
Birkaç kelime ile sosyal medyada anlatılan düşünceler, yaşamlar, tepkiler bütünsel yaşamımızın kesitleri ilişkilerimiz bu platformlar da sürüyor gibi düşünmek göz göze verilen bir selamın etkisinde dahi olmuyor.
Bu bize konfor sağlıyor. Aynı zamanda bazı dönemlerde yardımcı araç olarak da var. Hani hiç habersiz olmaktansa biraz da olsa görünebilme, duyulabilme ve etkileşimde olma şansımız oluyor.
Sıkışık zamanlarımızda, evde birkaç gün yalnız geçirmek zorunda kaldığımız zamanlar da bu etkileşimler bizim için yalnızlık hissine tampon olabiliyor. Ama tamamlayıcı değil.
Bu monotonluğun içine bir çok şeyi ekleyebiliriz: Hazır yemek siparişi vermek, alışverişin tamamını internet üzerine taşımak kolaylık sağlayan monotonluk.
Oysa gerçek yaşam hala emek, sevgi ve eylem ile sürüyor.
Yeni Monoton Yaşam Alışkanlıklarımızı Bırakmak Ne Sağlar? Bu Monotonluğu Kıracak Vakit Yok Mu Gerçekten?
İletişimin bu kadar yoğun olması, rekabetin giderek artmasıyla beraber işlerimiz de daha çok zaman almaya başladı. Ve evet, bazı şeylere yetişebilmek, zaman ayırabilmek için yukarıda bahsettiğim durumlar yaşamımıza belli ölçüde kolaylık sağlıyor.
Bu anlamda yine sınır koymak, belirli zaman içinde hareket etmek ve bazı şeyleri de internetten yapmak oldukça dengeli bir yaşamı getirecektir.
Yeni monotonluk çıkmak bize neler sağlar gelin beraber bakalım:
Sosyal medyayı yakınlık aracı olarak kullanmayı bıraktığımızda gerçek ilişkilere daha çok yer açarız.
Yaşam sınırlarımızın, ilişki ağlarımızın daha çok farkında oluruz.
Birlikte, baş başa geçirdiğimiz zamanların bizdeki olumlu etkisi daha çok olur.
Sürekli bağlantıda kalmanın yorgunluğundan kurtulur, daha dolu dolu ilişki yaşamanın tadına varırız. Bu da duygusal sağlımız ve algımız için oldukça anlamlıdır.
Konsantrasyonumuz, odaklanma süremiz ve verimimiz artar.
İşlerimizi daha kolay rahat tamamlar başka aktivitelere yer açarız.
Alışveriş deneyimi somut ürün alımıyla yapıldığında harcamalarımızı daha iyi yönetebiliriz.
Alışveriş günlük yaşam rutinimiz olduğunda daha fazla sosyal etkileşim sağlar. Yaşamımızda eylem ve aktiviteyi arttırabiliriz.
Yemek için evde pişirmeye öncelikli hale getirdiğimizde hem daha sıcak, emekle yoğurduğumuz sofraların tadına varırız hem daha denetimli sağlıklı gıdalarla beslenme şansımız olur.
Evde yemek yapma rutini oluşturabilmek bizim daha pratik düşünmemiz, zamanı daha verimli kullanmamız için (özellikle çalışan insanlarda) bir egzersiz aracıdır. Bunu başarabildiğinizde kişisel olarak hisleriniz mutlak olumlu bir artış gösterir.
Tüm bunların hepsine yoğunlaştığımızda kişisel irademiz, gücümüz ve yaşamımız kontrol etme becerimiz artacaktır.
Hepsi arasında ayrım yapmaya başladığımızda dengeli ve sağlıklı ilişkilerimiz artacaktır.
Esnek, Daha Sosyal ve Çoklu Aktive İçeren Bir Yaşam İçin Atılabilecek Adımlar
Bu noktaya geldiğimizde ilk başlarda biraz zorlanabilirsiniz. Her şey biraz daha karışmış gelebilir, ama sabrederseniz tüm yaşamınız çok daha etkili ve daha sosyal hale gelecektir.
Günlük Atılabilecek Adımlar:
· Öncelikle zaman yönetimi konusunda hassas olun. Her şeye belirli bir süre tanıyın. Plan yapmaktan ve planı süresini hesaplamaktan çekinmeyin.
· Zaman belirlerken işin gerektirdiği zamanın içine mutlaka %5 ile 10 arasında bir esneme payı ekleyin. Her zaman için plansız işler çıkacaktır.
· Bireysel yaptığınız işlerde telefonu mutlaka kendinizden uzak tutun. Bunun içinde rahatsız etme modunu kişisel önceliklerinize göre ayarlayarak kullanabilirsiniz.
· Zaman yönetimini sağlamak için alarm, kronometre gibi araçları kullanmaktan çekinmeyin.
· Her gününüzü standart bir programa bağlamayın. Farklılık yaratarak zihninizi ve yaşam temponuzu esnek tutun.
· Bazı işleri bir araya getirmekten birlikte yürütmekten çekinmeyin. Mesela bir yürüyüşü bir podcast dinleme ile birleştirebilirsiniz.
· Her gün en az 20 dakika hiçbir şey yapmadan bomboş geçirdiğiniz bir zaman belirleyin.
· Zamanınızın yetmediğini, yük olduğunu düşündüğünüz işleri başka birisine ya da internete devretmeden önce onu önceden planlayıp nasıl hazır ve pratik hale getirebilirsiniz diye düşünün.
· Çevrenizde hiç tanımadığınız insanlarla göz teması kurun, selamlaşın bazen ufak bir tebessüm bazen ayak üstü bir esprinin mimarı olun. Bu etkileşimlerden derin bağlar ya da arkadaşlıklar çıkarmayı beklemeyin.
Haftalık Atılabilecek Adımlar:
Arkadaş toplantılarınızı, buluşmalarınızın mutlaka başlama ve bitiş zamanları belirleyin ama esnek olmayı ihmal etmeyin.
Haftanın en az iki günü tüm bahaneleri ve istekleri bir kenara bırakarak sıkılma pahasına tek başınıza zaman geçirin. Hiçbir sosyal etkileşim olmadan. Ama bu anlarda mutlaka bir şeyler yapın. Yazın, için, temizleyin, yürüyün, okuyun… her ne olursa…
Her an ilginizi çeken, hep sorumluluk isteyen bazı işleri sadece belirli gün ve zamanda yapmayı alışkanlık haline getirin. Mesela çamaşır yıkamak için her gün değil, bir ya da iki gün belirleyin ve o işleri o zaman yerine getirin.
Dışarı çıktığınızda sürekli aynı yere gitmek, aynı şeyleri yapmak yerine haftanın en az iki gününde yapabileceğiniz aktivite ya da gideceğiniz yer yeni bir mekan olsun. Deneyim size yeni ve taze enerji olarak dönecektir.
Listeye daha birçok madde eklenebilir, ancak bunlar sizin kişisel dokunuşlarınızla artarak şekillenecektir.
Yeni monotonluk kurtulmak ve daha aktif ve hafif bir hayat sizin de içinizi kıpırdatıyor mu? Kim bilir belki yaşamımız hiç olmadığı kadar olanağa sahipken zihinlerimiz köhnemiş bakış açılarına takılıyordur.
Önceki yazıda yaşam hedeflerini için daha işlevsel bir yaklaşım geliştirmekten bahsetmiştim. Rutinim Var, Yine De Olmuyor! Aradığım ilişkiye, yaşam hedefine ulaşmak için daha işlevsel yol var mı? Okumanız size daha geniş bir perspektifle düşünme imkanı verebilir.
Bunları kırmak ve anın güzelliklerini yaşamak için yaşamı kökten değiştirmeden sürdürebilirsiniz. Bunu yapabilseydiniz hayatınız nasıl olurdu?
Yeni bir canlılık getirmek için attığınız adımları benimle paylaşabilirsiniz. Destek ve cesaretlendirmeye ihtiyaç duyarsanız denizcan@canakademisi.com adresine mail yollayarak iletişime geçebilirsiniz.






Yorumlar