• DenizCan

Rahat ve Hafif Bir Yaşam: Geçmişin Etkisinden Çıkmak

"Bir kişi sürekli olarak “Bana bunu yaptılar”, “Benim hakkımı yediler”, “Bana çok kötü davrandılar”, “İsteklerimi hiç önemsemediler” gibi düşüncelerin içine sıkça girdiğinde o olayın etkisinde kalmaya devam ediyor." DenizCan

Psikoloji biliminin yaygınlaşması ile insan doğasına ve bugünkü davranışların kaynaklarını anlama konusunda geniş bir perspektif oluştu. Bu perspektif içerisinde de birçok kişi bugünkü mutsuzluğunun, tatminsizliğinin ve isteksizliğinin nedenini geçmişte yaşadıklarından kaynaklandığı inancına takılıp kaldı.


Devamında ise anı yaşamak, bugünün keyfini sürmek için çeşitli arayışlar başladı çünkü zihin sürekli geçmişteki mutsuzluğun kaynağıyla hesaplaşma üzerine çalışmaya başladı. Ve bu başlı başına bir travmanın etkisinin sürmesini sağlıyordu. Hem de belki de birçok olayın yaşanmasının yarattığından daha fazla travma etkisine neden oluyor.




Neden?

Kişiler sürekli olarak “Bana bunu yaptılar”, “Benim hakkımı yediler”, “Bana çok otoriter davrandılar”, “İsteklerimi hiç önemsemediler” gibi düşüncelerin içine sıkça girdiğinde o olayın etkisinde kalmaya devam ediyor. Başına öyle şeyler gelmiş ki, bugün bir milim bile kıpırdamaya gücü, isteği ve arzusu kalmamış hissi ile dolup taşıyor.


Biliyorum, bugün bu düşüncelerin içerisinde olan kişiler için bu bakış açısını kabul etmek oldukça zorlayıcı. Çünkü onlar hala, o travmatik deneyimlerin içerisindeler.


Bir travmayı hatırlamak, sürekli akılla tutmak iki duruma neden olur.

Bunlardan ilki, travmanın yarattığı konfor alanını kullanmaktır.


Ne demek bu?


Acı ve mutsuz edici bir deneyim karşısında kişi sevgi, şefkat ve ilgi gibi duyguları deneyimler. Bu o acıyı yaşatan kişiden gelmese bile, çevredeki bu konuyu paylaştığı kişiler tarafından ona sunulan iyilik halidir. Bu iyilik hali desteklemeyi, sevgi ve şefkati barındırır bu nedenle de bir konfor alanı oluşturur. Çoğu kişi gücünü yeniden eline almak yerine bu alanda kalmayı seçer.

Bu tür kişiler, psikologların danışan karşısındaki tavırlarını genelde soğuk, anlayışsız ve iyileştirmekten uzak bulurlar. Oysa, psikologlar bunu yapmamak için haklı nedenlere sahiptir. Ve bu nedenler danışanların iyiliği içindir.


Neden?


Bir kere gücünüzü, varlığınızı kısıtlayan bir davranışla karşılaştıysanız bu sizin yetişkin kimliğinize vurulmuş bir darbedir. Erişkinliğinizi çaresizlik ve eksiklik hissi ile doldurur. Size yöneltilen saldırgan davranış düşüncelerinize, hayat perspektifinize zarar verir.


Bu zarar size kendinizi eksik ve yetersiz hissettirir böylece dışarıdan almaya odaklı, yardıma muhtaç küçük bir çocuğa döndürür.


Tam bu noktada yeniden keşfetmeniz gereken gücünüz ve güveninizdir. Bunu da ancak olayı değerlendirmek için mantıklı bir düşünce haline yeniden dönerek yaşayabilirsiniz. Bir psikolog ya da danışman sizin yaşadığınız acı karşısında ne kadar soğuk kanlı kalabiliyorsa sizin çözüme ulaşmanız o kadar kolay olur.


Evet, bu süreç biraz sancılıdır ama güvenli bir alanda bunu sağlamanız o kadar da zor değildir. Unutmayın, acı sadece yaşanırken vardır ve geçince çok da fazla hatırlanmaz. Hani bir diş ağrısı çekerken bütün dünyanız onun etrafında döner ama dişiniz tedavi edildiğinde belirgin bir süre sonra acıyı hatırlamazsınız. Ve bir daha diş ağrısı ile karşılaştığınızda önünüzdeki yolu da ne yapacağınızı da bilirsiniz.


Sizler, travmanın yarattığı konfor alanında kalmaya devam ettikçe geçici mutluluklar ve tatmin hissi ile dolarsınız ama tam ve yerinde bir tatmine bu şekilde ulaşamazsınız.


Bu durum yazının en başında belirttiğim gibi bu sizi ikinci sonuca götürür:

O da anı yaşayamamak.


Anı yaşayamamak bugünün ihtiyaç ve gerekliliklerinin farkına varamamaktır. Bu farkındalığa ulaşmadığınız ve olması gerekenleri yerine getirmediğiniz sürece gelecek perspektifine de sahip olamazsınız. Bu da sizi daha çok travmanın içinde tutar.


Böylece sürekli danışman ya da psikolog değiştiren ve uzayan seanslardan sonuç almayı bekleyen zayıf ve güçsüz bir kişilik yapısına sahip olmaya başlarsınız.



Bir geçmiş travması ile yüzleştiğinizde elde etmeniz gereken beceriler ve bakış açıları aşağıdaki yollardan geçmelidir.

Bir durumda neyi kontrol edip neyi edemeyeceğinize dair gerçekçi bir kavrayış.
Neyi değiştirebileceğinizi ya da değiştiremeyeceğinizi kabul edebilmek.
Ve davranışlarınızdan kendinizin sorumlu olduğu bilincine erişmek.

Bu aşamaları sağlayamadığınız sürece geçmiş travmalarınız, doğası gereği, sizin erişkinliğinizi ele geçirecektir.


Yukarıda yazılanların konforuna ulaştığınızda ise mantıklı bir düşünme yolu sağlayarak bilişsel bozuklukların önüne geçmiş olacaksınız.






Bu noktaya gelmek için aşağıdaki ifadeler hayatınıza geçirmek için yola çıkabilirsiniz:


“Yapabilirim, hayatım üzerinde daha etkili bir şekilde kontrol sahibi oluyorum ve değerliyim.”
“En mutlu olduğum zaman kendi gücüme uygun sınırlar içinde yaşadığım anlardır”
“Başka insanları kontrol edemem ancak kendi davranışımı kontrol edebilirim.”

Mutlu olmak için hiç bir zaman geç kalınmış değildir. Bugün başlayın yarın daha iyi olacak.


İlginizi çekebilecek diğer yazılar:


Hayatınızın kontrolüne açık davet


Önce Kurban, Sonra Cellat, Şimdi Örselenmiş Bir Tutuklu


Sürdürülebilir Hedefler Belirlemek


Hayatı Nasıl Alırdınız; Mutlu, Huzurlu, Neşeli?


Öz Saygı Nasıl Yapılandırılır, Nasıl Yıkılır?


Bir Umudum Hayatta, Anlıyor Musun?


Yazıların düzenli olarak size ulaşması için buradan abone olabilirsiniz.