top of page

Suçlama Bilincinden Çıkmak Hayata Ne Katar?

En kolay yaşama biçimlerinden birisi suçlama halinde kalmak.


Bir başkasını suçlamak kadar etkili olan bir diğer hal ise suçlanmak. Her ikisi de işe yarar. Her ikisi de aslında kişinin kendisine zarar verir.

İlk olarak en çok bildiğimiz ve bize yöneltildiğinde olumsuz etkilendiğimiz yaklaşım olan suçlanma halinde olmakla ilgilenelim.

Çoğu zaman birbirimizi suçlamak istemiyoruz, ne yazık ki yine de bunu yapabiliyoruz.


“Beni hiç aramıyorsun.”, “Benimle görüşmüyorsun.”, “Benden çok şey istiyorsun.”


Bu ve benzeri serzenişleri hemen hepimizin çevremizden duyuyoruz.


Aslında kişinin söylemek istediklerini ben diline çevirdiğimiz de ortaya çıkan mesajlar çok daha farklı olacaktır:


“Beni aramanı istiyorum.”


“Seninle görüşmek istiyorum.”


“Kendimi isteklerine karşılayacak kadar güçlü, yeterli hissetmiyorum.”


Bunlar sevgi üzerine kurulu ilişkilerde sıkça ortaya çıkan en masum haliyle bile bir süre sonra sevgi akışını, birlikteliğin coşkusunu, neşesini sıkıştıran durumlar yaratıyor.


Sebebi ise size değer veren bir insanın sizi kırmamak, incitmemek adına kendini sürekli kontrol halinde tutmasına neden olabiliyor.


Bir başka açıdan da kişide daha derinde yetersizlik, güçsüzlük hissini kamçılayıp daha da boş veren, takmayan halleri yaratabiliyor. Bu süreçte kişiler genel olarak “madem mutlu edemiyorum, o zaman vazgeçeyim, geri çekileyim” düşüncesi ve kendini koruma refleksi ile umursamama kisvesine girebiliyor.


Bu tarz ilişkilerde ironik olarak ortaya çıkan bir durum vardır.


Suçlayıcı cümleler kuran, karşı tarafı eleştiren kişiler aslında daha çok ilişkide olduğu kişiye güçlü şekilde bağlıdır. Kendini ilişki içerisinde daha pasif görür, diğerini kendinden daha güçlü, daha yeterli ve belki de kurtarıcı rolünde görür. Bu nedenle aslında içten içe içerliyor, kırılıyor ve inciniyordur.


Tabii, bu dili kullandıkça ilişkiye, karşısındakine sevgiyi pek fazla hissettiremez. Aynı zamanda da kendi özünün de çok fazla farkına varamaz.


O halde suçlama bilincinden çıkabilmek, çıkmayı denemek kişinin ilişkisine, ilişki kurduğu kişiye yapacağından çok daha fazlasıdır. Kişi suçlama bilincinden çıkmaya başladığında kendi duygularını ifade etme, fark etme, hissetme yoluna girecek ve benliğini güçlendirmeye başlayacaktır.


Bazı insanlar özellikle burada kalmayı da tercih eder. Onlar için bunu yapmak alabilmenin en kolay yoludur. Bu tarz bireyler almak için karşısındakini güçsüz duruma sokmayı, hatalı hissettirmeyi seçerler. Bir anlamda karşısındakini pasif hale sokmak ve ardından bir kaynak gibi değerli gördüğü insandaki her şeyi kendine akıtmayı seçer. Bu anlamda suçlamanın stratejik bir yaklaşım olarak da karşınıza çıkabileceğinin farkında olmanız gerekir.



Kişi kendini eksik, yetersiz, güçsüz hissederse çok kolay teslim olur. Kendi başarısına, alma refleksine bencilce odaklanan kişiler içinde bu yol yegâne isteyecekleri bir haldir. Aradaki farkı görebilmek her kişinin kendi ilişkisine uygundur.


Bir diğer yanda ise suçlanma halinin suçlanan kişide yarattığı etki vardır.


Senin yüzünden böyle oldu, senin yüzünden mutsuz oldum, senin yüzünden geride kaldım, senin yüzünden başaramadım, senin yüzünden evlenemedim, senin yüzünden kendimi işime veremedim gibi çok daha ağır ve yaşamsal mutluluğu baltaladığınıza dair düşünceler size yöneltilebilir.


Haydi, diyelim tüm bunları yaptınız.


Peki nasıl yaptınız?


O kişinin hayatına zorla mı girdiniz?


O kişiyi zorla mı kendinize bağladınız?


Tüm bunları yapmadıysanız ve berbat bir kişilikte dahi olsanız bu yine o kişinin kendisi ile ilgilidir. Size hayır diyememiş olan birisi altta çok büyük açmazlar içindedir.


Bunların en belirgini ise takdir edilme, onaylanma, kabul edilme isteğinin önüne geçemiyor olması gelir. Aynı zamanda sevilmeme durumunu, istenmeme durumunu kabul etmek istemiyor ve kendini sevdirmek için köleleşmeyi tercih ediyor olabilir. Devamında da alamadıkları, yapamadıkları için yetersiz ve eksik kaldığı yanları görüp geliştirmek yerine kötü olana, faydası olmayana bağlı kalarak yaşamını sürdürmeyi seçebilir. Bu da bir yaşam tarzı, varoluş biçimidir.


Bir insana hayır demiyorsanız, istemiyorum demiyorsanız ve yaşamınızı olumsuz etkilediğini gördüğünüz halde kalmasına izin verip davranışlarına itiraz etmiyorsanız ve bir yetişkinseniz ne yazık ki, bunun sorumluluğu size aittir.


İlk önce güçlenmeniz gereken yanları görüp sonra güçlenmek için kendinize emek vermeniz ve daha iyisine daha güzeline ilerlemeniz kendinize saygınızın ifadesidir.


Bazen de birey tüm bunları yapmak yerine kangren olmuş bir ilişkinin içerisinde kalmayı seçer. Düzeleceğine inanmayı umar. Hem de karşıdan hiç olumlu bir tepki ya da dönüşüm alamazken bu ise yine bireyin duygusal, zihinsel ve fiziksel sağlığının bozulmasına kadar giden yolu açar.


Yaşam sizin, yaşamı kutlayacak ilişkilerde olmaya hakkınız var.




Comentarios


bottom of page