AŞKIN SİNSİ YOLLARI: DUYGUSAL ŞİDDET, DİJİTAL FLÖRT ŞİDDETİ
- DenizCan
- 15 Ara 2025
- 6 dakikada okunur
Duygusal ilişkilerde bazen sevgi sandığımız davranışlar aslında çoğu insanı tedirgin ve güvensiz hissetmesine neden oluyor.
Seviyorum diye söylenen sözler, gösterilen davranışlar çoğu zaman insanların kendi kontrol ihtiyacıyla, korkularıyla bir diğerinin hayatını kısıtlamaya ve yönelik tutumlardan oluşuyor.
Bazı zamanlar ilişkilerinizin alanınızda gereğinden fazla duygu durumu yarattığını düşünüyor musunuz?
Böyle bir durum deneyimliyorsanız belki de adı konulmamış duygusal bir şiddet içerisinde olabilirsiniz.
Kültürel değerlerimiz çoğu zaman aşırı sahiplenmeyi, korumayı ve biçim vermeyi içerebiliyor. Bunlar ise çoğu zaman sevilme hissinden çok güvensizlik ve kafa karışıklığı yaratabiliyor.

DUYGUSAL ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINIZI GÖSTEREN BELİRTİLER
Sürekli bir kafa karışıklığı ve karar vermekte zorlanmak.
Beklentilerinizin karşılanmaması durumunda hatayı kendinizde bulmanız.
Sizi çok sevdiklerini ama sizin bunu anlamadığınıza inanmanız.
Daimi olarak ihtiyaçları karşılamanız gerektiğini düşünmeniz.
Duygularınızı ifade etmeye olanak bulamamanız.
Kendinizi ağır eleştiri altında hissetmeniz.
Hata yapma korkusu.
İlgisiz olduğunuzda dışarıda kalacağınıza inanmanı ve sürekli sevgi göstermeniz gerektiğini düşünmeniz.
Yapılan bilimsel araştırmalar 18-25 yaş arasındaki yetişkinlerin 4’te 1’inin yani %25’e yakın bir oranın duygusal şiddete maruz kaldığını gösteriyor.
Bu araştırma yurtdışında yapılmış bir araştırma.
Bizim ülkemizde kültürel değerlerle birlikte bu oran çok daha yukarılara çıkıyor olabilir.
DUYGUSAL ŞİDDET KÜLTÜRE GÖRE FARKLILIK GÖSTERİR Mİ?
Sevgi her zaman kültürel değerlerle ve yaşam tarzı ile şekillenir. İlişkilerde sevgiye bu anlamda verdiğimiz etkilerden beslenir.
Daha eşitlikçi, bireysel özgürlüklere değer veren ülkelerde yaşayan bir kadın için sevilmek romantik bir akşam yemeği, baş başa geçirilen sakin zamanlar ile ifade edilebilirken, kapalı toplumlarda kadın için sevilmek korunmak, yaşam koşullarının sağlanması olarak ortaya çıkabilir.
Her ikisinde de eksik yanlar ortaya çıkabilir. Bireyselleşmiş toplumlarda romantik ilişkilere rağmen kişilerin içindeki yalnız duygusunun sürekli artması belli ölçüde sahiplenilme ve desteklenme eksikliğinden ortaya çıkıyor. Aidiyet duygusunun karşılanmaması insanların yalnızlık hissinin çoğalmasında büyük bir etken oluyor.
Kapalı toplumlarda ise sahiplenmenin, hak iddia etmenin çoğalması kişilerin yaşamında bireysel ilişkileri ve yalnızlık ihtiyaçlarının, özgür tercihlerinin engellenmesine neden oluyor. Böyle bir durumda da sevilmek ağır bir yük olarak bireysel tercihlerin ezildiği, görmezden gelindiği sıkışmışlık hissi ile ortaya çıkıyor.
Bir durumu, davranışı bizler şiddet olarak görmesek dahi, onu sevgi olarak adlandırmaya çalışsak, kabul etmeye kendimizi zorlasak da o davranışın duygu durumumuz üzerindeki etkisi aynı oluyor.
Uzun süre partnerin duygusal şiddetine maruz kalan bireylerde TSBB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu), depresyon, uyku bozuklukları ortaya çıkabiliyor.
DUYGUSAL ŞİDDETİ YORUMLAMA BİÇİMLERİ ETKİSİNİ DEĞİŞTİRİR Mİ?
Bu soruya “Evet” yanıtı kuşkusuz rahatlıkla verilir. Fakat bu evet, şiddet olarak görmediğiniz de etkisi azalır anlamına gelmiyor.
Bir davranışı, sevme biçiminin partnerin duygusal şiddeti olduğunun farkında olup olmamak yaşanan durumu yorumlama biçimini etkiler.
Duygusal şiddet mağduru yaşadığını “şiddet” olarak adlandırdığında:
· Yaşadığı deneyimi anlamlandırma biçimi
· Kendini suçlayıp suçlamaması
· Yardım arama davranışını,
· Travmanın derinliğini,
İyileşme sürecini ciddi olarak belirler.
Yapılanın bir tür duygusal şiddet olduğunun farkında olması, adını koyması güçlenme sağlaması adına iyileştiricidir.
Herkes böyle yaşıyor, tüm erkekler kadınlara aynı şekilde davranıyor, bütün ilişkilerde benzer davranışlar oluyor gibi normalleştirme yaklaşımı tehlikelidir.
Bu tarzda düşünmeye çalışan ve durumu sevginin uzantısı olarak görmeye çalışan partnerlerde yaygın olarak “Acaba ben mi abartıyorum?”, “Herkes böyle yaşıyor.”, “Ben hassasım.” gibi içsel suçlama mekanizmalarını tetikler. Bu ise benlik algısının bozulmasına, düşük özgüvene, tedirginliğe ve ilişkilerde pasifleşmeye neden olabilir.
Sebebi ise duygusal şiddetin kültür, cinsiyet, yorumlama ayırmadan her bireyde nöropsikolojik ve duygusal hasar olarak yanı yıpranmaya yol açmasıdır.
Kısa Mini Test: Duygusal Şiddet Yaşıyor Olabilir misin?
Aşağıdaki sorulardan en az üçüne “Evet” diyorsan, ilişkinde duygusal şiddetin etkileri olabilir:
Partnerinin tepkilerinden çekindiğin için kendi isteklerini söylemekten kaçınıyor musun?
Kıskançlık, kontrol veya sorgulamanın “sevgi” olduğuna kendini ikna ettiğin oluyor mu?
Sürekli kendini suçlu, yetersiz veya tedirgin hissettiğin anlar artıyor mu?
Dijital alanda (konum, mesajlar, sosyal medya) kontrol edildiğini hissediyor musun?
Ayrılmayı düşündüğünde yalnız kalma, suçlanma veya sorun çıkarma korkusu yaşıyor musun?
Siz çevrenizdeki insanların davranışlarının aslında iyi niyetli olduğuna ama fazla alıngan, hassas olduğunuzdan dolayı yanlış anladığınızı düşünüyor ve aşağıdaki belirtileri gösteriyorsanız duygusal şiddetin etkisi altında olduğunuzdan söz edebiliriz.
Duygusal şiddetin hasar yaratmış olası sonuçları:
stres tepkileri,
kaygı artışı,
özgüven kaybı,
gerçeklik algısının bozulması,
travma birikimi,
bağlanma stilinin zarar görmesi
Bu anlamda kültürel durum ya da yorumlayış etkiyi değil, o etkinin fark edilmesini ve yüzeye çıkmasını değiştirir diyebiliriz.
Uzun süre baskılanmış duygusal şiddet ise daha çok bedende konuşur. Psikosomatik kökenli hastalıklar daha çok bu tür tetiklenen duygusal şiddet ile ilgilidir.
DUYGUSAL ŞİDDETİ YAŞATAN DAVRANIŞLAR NELERDİR?
Şiddeti eskiden salt fiziksel olarak yaşarken tanımlaması da, anlaması da daha kolaydır. Gittikçe uzak etkileşimlerle iletişim kurabiliyor olmamız, şiddetten uzaklaşmamızı değil daha çok etkisi altına girmemize neden oluyor. Ve ne yazık ki, bu tür bir şiddeti anlamlandırma ve fark etme konusunda çok da usta değiliz. Çünkü artık birbirimizden uzaklaşsak dahi kontrol mekanizmaları, denetimler ustalıkla sosyalleşme altında sürdürülebiliyor.
Dijital flört şiddeti, dijital şiddet ve dijital zorbalık yaşamlarımızda azımsanmayacak ölçüde yer ediyor. Çoğu kadın kıskançlığının önüne geçebilmek, kontrol edilme zorbalığı ile başa çıkmak için “Bundan zarar gelmez” diyerek partnerinin istediğini yapıyor ancak her zaman hatırlamakta fayda var: Bir duruma evet demek, daha fazlasına izin vermektir. Mesele de karşı tarafın kontrol refleksi, güç gösterme hiyerarşisi olduğunda evet dedikten sonra sınır çizmek ve mesafeyi korumak çok daha zor olacaktır.
DUYGUSAL ŞİDDET DAVRANIŞLARI NELERDİR?
Türkiye’de kıskançlık uzun yıllardır romantikleştirilen bir duygu olarak ele alınıyor. “Seven kıskanır”, “Kıskanıyorsa değer veriyordur”, “Erkek adam kadını sahiplenir” gibi söylemler, ilişkide kontrolü sevginin doğal bir parçasıymış gibi gösteren kültürel kodlar hâline geldi. Sosyal medya bu algıyı daha da pekiştirerek dijital alanda yeni kontrol mekanizmaları yarattı. Artık kıskançlık yalnızca bir duygu olarak yaşanmıyor; story izlenme sıklığından kimlerle etkileşim kurulduğuna, takip edilen hesaplardan çevrimiçi zamanlara kadar genişleyen bir denetim sistemine dönüşüyor. Bu kültürel miras, dijital flört şiddetini meşrulaştırarak özellikle kadınların “Ben abartıyorum”, “Herkes böyle yaşıyor”, “Kıskançlığı sevgisinin göstergesi” gibi düşüncelerle sınır ihlallerini görmezden gelmesine neden olabiliyor. Oysa dijital alanda yapılan bu kontrolün sevgiyle değil, güçle ve kaygıyla ilişkili olduğunu görmek sağlıklı romantik ilişki kurmanın ilk adımıdır.
Duygusal şiddet yan yana iken farklı biçimlerde dijital flört şiddeti devreye girdiğinde farklı biçimlerde ortaya çıkar.
İlk olarak duygusal şiddetin yüz yüze versiyonunda;
· Sürekli uyumlu olma
· Sürekli ilgiyi partnerin üzerinde tutma zorunluluğu
· Az konuşup çok dinleme
· İtirazdan çok onaylama zorunluluğu getirme
· İstekleri ve talepleri yerine getirme gibi kişiyi kendi ihtiyaçlarından çok karşı tarafın ihtiyaçlarına odaklayan, beklentiyi kendi ihtiyacını ve rahatlama arzusunu yerine getirmekten çok partneri rahatlatma ve partnerin beklentilerini karşılama odağında olmaya zorlayan talep ve isteklerin bütünü olarak niteleyebiliriz.
Dijital flört şiddeti ise uzaktan bu kontrol ve denetim mekanizmasını sürdürmek üzerine kurulu bir şiddet daha çok. En belirgin göstergeleri;
· Neredesin, kiminlesin, ne yapıyorsun sorularına eksiksiz ve tam yanıt verme zorunluluğu içinde tutmak.
· İleri durumlarda konum gönder, komunu açık tut, olduğun yerin fotoğrafını çek yolla gibi talepler.
· Her aradığında telefonu açacaksın zorunluluğu getirme.
· Kişisel telefon, bilgisayar, tablet gibi cihazları karıştırma, denetleme ve içinde bulunan bilgilerle ilgili hesap sorma hakkının olduğunu düşünme
· Sosyal medya hesaplarındaki takipçileri kontrol etme, kiminle takipleşeceğine ve etkileşimde olacağına karar verme ve yönetme.
· Sosyal medya üzerinde sürekli hesap denetleme, kontrol amacıyla ne yaptığını bilmeye çalışma.
· Mesajlara izinsiz müdahale, mesajları gizlice silme.
· Takip ettiklerini ve takipçilerini gizlice takipten çıkarma.
Bunların her birisi kültürel olarak sevme, sahiplenme, koruma gibi görünüyor olsa da ne yazık ki sevgi hissettirmekten çok ilk başlarda baskı sonrasında artan kontrol edilme duygusu ve sağlıksız bir ilişkiye doğru gitmeyi belirliyor.
Çoğu partner duygusal şiddeti de dijital şiddeti de basit bir kıskançlık olarak görebiliyor. Yaygın inanış olan “Seven kıskanır” ya da “Beni sevdiği için kıskanıyor” diyerek meşrulaştırılan bu durum aslında bireyin kendine yaptığı en büyük duygusal istismarlardan birisi.
Bir sevgi türü ya da romantik bir ilişki ya da yakın bir ilişki size kendinizi konforlu, rahat, güvende hissettirmiyor. Belki daha önceden zedelenmiş bu duygularınızı onarmaya yardımcı olmuyor hatta sizde varolan bu duyguların azalmasına yol açıyor, tedirginleşmenize neden oluyor ise sizin iyiliğinize katkı sağlamıyordur. Eksilmenize, kendinizden uzaklaşmanıza neden oluyor.
Bu tür davranışlar içerisinde olduğunuz bir ilişkinin içindeyseniz acil yarım kiti olarak yapabileceğiniz en iyi şey güvenli bir yol ile bu tarz ilişkilerden uzaklaşmanızdır. Uzaklaşırken yalnızlaşmamaya, tek başınıza kalmamaya özen göstermeniz önemlidir.
Sizi anlayan, destekleyen yakınlarınız var ise ilk olarak onlarla olan ilişkilerinizden destek almanız duygularınızın ve olumsuz etkilerin sakinleşmesine yardımcı olur.
Bu tür bir ilişki döngüsünde yer aldıktan sonra profesyonel bir destek almanız benzer ilişkileri yeniden yaşamanızın önüne geçer.
Danışmanlık bu noktada sizin için çok önemlidir. Bu tarz ilişkiler genel olarak bağlanma şeklinize zarar verir. Bağlanma stilinizi güçlendirmeniz için yeni bir ilişkiye başlamadan önce mutlaka yaralarınızın sarılması, iyileşmesi en iyi yoldur.
Online seans ve danışmanlık için denizcan@canakademisi.com adresine yazabilir(553) 059 58 57 numaralı telefon üzerinden ya da WhatsApp aracılığıyla iletişim kurabilirsiniz.


