top of page

Çitileyelim Temizlensin: Duygusal Yük- Zihinsel Kirlilik - Duygusal Kirlilik

Kendini Arındırmanın Psikolojik ve Ruhsal Katmanları Üzerine

Bu bir öz şefkat yükseltme yazısıdır!

Hayat bazen üzerimize sinmiş, görünmez bir toz tabakası gibidir. Ne kadar silersek silelim, o kirliliğin kaynağı zihnimizdedir.


denize bakan hüzünlü bir kadın
Bazı adımlar sessizlik ister; önce yüreğin durur, sonra zihnin yıkanır.

Bazı şeyler vardır ki, isteseniz de o tarafa hiç adım atmazsınız.

Bu bazen bir ilişkiye başlamaktan kaçınma olur. Bazen bir ilişkiyi bitirmekten kaçınma olur. Bazen de bozulan bir ilişkiyi düzeltmekten kaçınmak olur.

Hepsi aslında temelinde inançsızlık ve umutsuzluk taşır.

Ayrılığın iyi olmayacağına, ilişkinin başarılı olmayacağına, barışmanın mutluluk getirmeyeceği inancıyla ne adım atılır, ne girişim başlatılır.

Sonuç olarak değişmeyen, tekrar eden bir döngü içerisinde yaşam tatmini azalır. Hayaller ertelenir ve farkındalık gelişmedikçe iyi ve güzel olan deneyimler için girişim gerçekleşmez.

Sizin de böyle başlamadan vazgeçtiğiniz ilişkiler, girişimler var mı?

Bu konuda derin bir farkındalık geliştirmeye hazır mısınız?

Farkındalık geliştikçe kendimize bakışımız daha yapıcı ve olumlu olur. Bu da yeniliklere doğru rahatlıkla adım atmayı sağlar.

Önce duygusal yüklerin farkına varmak, sonra duygusal ve zihinsel kirlilikten uzaklaşmak gerekiyor. Ancak böyle olduğunda daha iyi ve daha güzel bir yaşam deneyimi mümkün olur.

Duygusal yük nedir?

duygusal kirlilik döngüsü üzerine inografik bir görsel
Her farkındalık, içimizdeki suyu berraklaştırır

Duygusal yük bize iyi gelmeyen ve engelleyen bir his atmosferinde olmamız.

Bu genelde bir olay ya da durumla ilgili aldığımız yorum ve değerlendirme sonucunda oluşur.

Bazen de insanların bizim yaşantımızla ilgili yorumları ve düşüncelerini sezdirmeleri ile oluşur.

Bir ortamda fikrinizi söylediğinizde, kendinizi ifade ettiğinizde çevrenizdeki insanlar size olumsuz yanıtlar verdiğinde böyle bir durumun oluşması mümkündür.

Haydi gelin, bir kahraman belirleyip örnekleyelim.

Yaşamını iyileştirmek isteyen bir insan düşünelim. Bu insan bazı ilişkilerinde rahatsızlıklarını dile getirdiğinde genel olarak alışılmış ilişkinin dışına çıkar. Bu alışkanlık bozumu da karşısındaki insanın sert ve yargılayıcı düşünce ve tavırlarına maruz kalması olasıdır.

Eşiyle ayrılmak isteyen bir erkeğin bunu söylediğinde kadının şiddetle itiraz etmesi. Erkek düşüncesinde ısrar edince kadının onu suçlaması, ilişkinin bozulması ile ilgili erkeği suçlaması erkek üzerinde kuşkusuz olumsuz bir etki yaratır.

Boşanma gibi durumlarda genelde çiftler birbirini suçlar. İki tarafta ilişkiyi yürütmenin verdiği rahatsızlığı taşımakta zorlanır.

Bir de üzerine çevre baskısı eklenir. Bu eklenmeyle birlikte olumsuz düşünceler, üzülmeler belki suçlama ve acıma devreye girer. Çevreden gelen bu etkide kişinin kendi duygusal iklimine olumsuz bir etki yaratır.

Oysa ayrılık her iki tarafa da rahatlık ve huzur getirecektir.

birbirine dönük klasik giyimli kadın ve erkek aralarında ışıktan bir ayrılık var, görsel genel olarak karanlık sadece aralarındaki mesafe aydınlık
Her sessizlik, bir kararın yankısıdır.

Bu zorlu süreç birçok çift için direnmekle, inatlaşmakla tamamlanır. Bazen geri dönüşler olur. Geri adım atma eğilimi ortaya çıkar ama yine de boşanma süreci artık kaçınılmazsa o ilişki kavgayla, inatlaşmayla her iki tarafında zedelendiği bir süre de sonlanır.

Tüm bunlar duygusal yükler olarak ayrılık sonrasına aktarılır.

Duygusal yükler sessizce çekip gitmezler.

Sizin kendinize zaman zaman bu olay içinde nasıl hissediyorum, sorusunu yöneltmeniz duygusal yükünüzle ilgili farkındalığınızı yükseltir.

Zihinsel kirlilik nasıl oluşur?

Bir yaşam değişikliği boyunca kişiye yöneltilen eleştiriler, suçlamalar, yargılamalar ve sessizce hissettirilen tavırlar düşünsel olarak olumsuzluğa neden olurlar.

Bir de toplumsal değer yargılarına, dini inanışlara bağlılık yüksekse olumsuz düşünceler gittikçe daha yoğun olmaya başlar.

Kişiler bir süre sonra kendisini eleştirmeye, suçlamaya ve yargılamaya başlar. Bu tam olarak zihinsel kirliliktir.

Boşanmak isteyen erkeğe geri dönelim.

Boşanmayı istemesinin nedeni aslında daha rahat ve huzurlu bir hayat yaşamaktı. Bu süreçte eski eşi tarafından epey hırpalandığını, varsa çocuklarının mutsuzluğundan sorumlu olduğunu, aileyi dağıttığı suçlamalarıyla karşılaştığını varsayalım.

Devamında çevreden de hem boşanma süreci hem boşanma sonrası ile ilgili olumsuz düşüncelerin yöneltildiğini de ekleyelim. Belki “Sen zaten hiçbir şeyi doğru düzgün yapmazsın”, “Sadece kendini düşünüyorsun, o çocuklar ne olacak” gibi diğerlerinin üzerine görev olmayan düşüncelerle yaklaştıklarını varsayalım.

Belki kişilik özellikleri, yaşam beklentisi, karakterine dahi bile yorumlar yapılmış olabilir.

Boşanma ne kadar istense de isteyen kişi için de yüktür aslında, dayanılmaz bir ilişkinin ağırlığından çıkıp yalnızlığı yaşayacağını ve yaşam düzeninin bozulacağını bilir.

Tam da bu karmaşanın ardından kişi boşanmayı tamamladığında farkında olsa da olmasa da derin bir sorgulama yaşar. Neyi, nerede yanlış yaptığını, neden bunların başına geldiğini düşünür.

Ve bu sorgulama genelde kendine yönelik suçlamalarla biter. İlk başta çok sevdiği değer verdiği için kendini suçlayabilir. O kişiyi seçtiği ve o ilişkiyi yaşadığı için kendini yargılayabilir. Bazen yalnızlık ağır basar, ayrıldığı için kendini suçlar. Bazen pişmanlık ağır basar, keşke öyle söylemeseydim, böyle yapmasaydım diye kendini suçlar.

Tüm bunların sonunda da kendisi hakkında zihinsel bir kirliliğe ulaşır. “Ben yetersizim”, “Yeniden bir ilişki yaşamak istemiyorum”, “Değer vermeyi bilmiyorum”, “Çok sevip kendimi üzüyorum” gibi daha da çoğaltılabilecek bir sürü kendini kısıtlayıp eleştiren bir zirveye ulaşır.

Acaba sizin inançlarınız, hisleriniz bir ilişkiye başlamanızı etkiliyor olabilir mi?

Duygusal yükün etkisi altında kendisi ile ilgili sağlıklı bir bakış açısı geliştirememiştir. Aynı zamanda ayrılık sonrası rahatlama arayışı artık bu düşüncelerle yalnızlığını arttırıp yaşamdan geri çekilmesine neden olacaktır.

Duygusal yük ile zihinsel kirlilik birleştiğinde ortaya duygusal kirlilik çıkıyor.


Duygusal Kirlilik Nedir?

duygusal kirlilik nasıl temizlenir isimli inografik
Ruh sabunla değil, sevgiyle arınır. Duygusal kirlilik aslında duygusal yüklerinden arınmamış bir zihnin kendine ait olan hisleri diyebiliriz. Özellikle kendisini hatalı, eksik, kusurlu bulan bireylerde daha etkili oluyor.


Kişi duygusal kirlilik içine girdiğinde davranışlarından, seçimlerine ve benlik algısına kadar her yönden etkileniyor.

Boşanma süreci örneği ile devam edersek, boşanan erkek için muhtemel duygusal kirlilik tablosu içinde pişmanlık, beceriksizlik, değersizlik hislerini bulabiliriz. Buradaki değersizlik hissinin ortaya çıkmasına neden olan kendi seçimlerini hatalı ve gereksiz bulmasından kaynaklı.

Duygusal Kirlilik Bizi Nasıl Etkiliyor?

Duygusal kirlilik yaşamaya başlayan insanlar yaşamlarında birçok yönden etkileniyorlar.

Özellikle kirli ve pis hissetme durumu davranışlara yansıyabiliyor. Sürekli el yıkama, sık duş alma, temizlik konusunda aşırı hassas olma gibi bazı yaşamsal davranışlar ortaya çıkabiliyor. Bir şekilde temizlenme, arınma hissi ama kurtulamıyor olmak ve her seferinde yeniden kirlilikten kurtulma çabası ortaya çıkıyor.

Yazının en başında değindiğim bu kirlilik hali başlamama, erteleme, geri çekilme gibi eylem davranışlarına da yansıyor. Tabii bu da beraberinde farklı düşünceleri ve hisleri getiriyor.

Bu tür bir döngü başladığında öz saygı da azalma ve düşük benlik algısı ortaya çıkıyor.

Kendini küçümseme, aşağılama, inanmama gibi haller kişinin kendisine yaptığı büyük ve kısıtlayıcı saygısızlıklar olarak beliriyor.

Duygusal Kirlilik Nasıl Temizlenir?

Zihnin ve duyguların kişiye bu kadar olumsuz etkilediği dönemlerde bireyin kendisi için yapabileceği en güzel şeylerin başında öz şefkat ve öz saygıyı arttırma yolunda adımlar atması geliyor.

Çoğu zaman bu adımları tek başına atmak mümkün olmuyor, böyle zamanlarda destek almak, sevildiğini hissettiğin ilişkiler içerisinde olmak gerçek iyileştirici gücün ortaya çıkmasını sağlıyor.

Siz böyle bir dönemde size sevgisini dostluğunu güzellikle sunan insanlara sığınabilirsiniz. Aynı zamanda profesyonel destek kaynaklarını da kullanabilirsiniz.

Bunların dışında evde kendi yaşadığınız durumla ilgili farklı pratik uygulamalar da yapabilirsiniz. Örneğin, sizin gibi birisine destek olmanız gerekseydi o kişiye neler söylerdiniz üzerine düşünüp bunu yazıya dökebilirsiniz.

Başka bir egzersizde de yaşadığınız olayın sizde yarattığı duyguları listeleyip neden böyle hissettiğiniz üzerinde açıklamalar yapabilirsiniz.

Örneğin duygu şöyle olabilir:

“Kendimi hatalı hissediyorum”

Çünkü bir ayrılık kararı aldım, bu kararın ardından boşandım, şimdi ise yalnızım.

Bu tür bir liste ya da günlük tutmak duygularınızı anlamanıza yardımcı olur.

Hemen ardından bu duygu içinde olan bir yakınınıza nasıl şefkat ve sevecenlik gösterirseniz kendinize de o sevecen yaklaşımı sergileyin.

Her duygusal temizlik, bir doğum gibidir. Su akar, tortu gider, kalp yeniden nefes alır. Çitileyin, ama sevgiyle. Çünkü siz, zaten özünüzde tertemizsiniz.


ruhsal temizliği anlatan berrak suyun içinde tertemiz beyaz tenli bir çift el
Her temizlik bir doğumdur; su akar, tortu gider, kalp yeniden nefes alır.

Ve unutmayın tüm bu yolları tek başınıza aşmak zorunda değilsiniz.

Eğer bu satırlar size dokunduysa, birlikte çalışabiliriz. Çünkü bazen iç dünyamızı temizlemek, bir sabun değil, bir rehber ister.

Profesyonel danışmanlık için denizcan@canakademisi.com adresine mail atabilir ya da (553) 059 58 57 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz.


Yeni İlişkiye Cesaret: Korkular ve Çözümler

Yorumlar


bottom of page