Boşanma Kararı Aşamaları: Bu Yol Ayrılığa Gidiyor Kuzum!
- DenizCan

- 10 saat önce
- 3 dakikada okunur
Boşanma Noktasına Nasıl Geliniyor?
Çoğu zaman boşanmanın, bir sabah aniden alınan bir kararla ya da büyük bir kavganın hemen ardından gerçekleştiğini sanırız. Oysa bir evliliğin sona doğru gidişi, fırtınadan ziyade sessiz bir kar yağışına benzer; her şey yavaş yavaş birikir, soğur ve bir gün bakarsınız ki tüm yollar kapanmıştır.
Boşanma salonunda atılan imza, aslında çok daha önce zihinlerde ve kalplerde başlayan uzun bir yolculuğun sadece son durağıdır.
İlişkiler bir günde bitmez. Önce bir soru işareti düşer akla, sonra o soru işareti inkarla bastırılır, ardından "sessiz bir mesafe" evin her odasına yayılır. Birçok çift, aynı çatının altında birbirine kilometrelerce uzak yaşarken, aslında o büyük kopuşun provasını yapmaktadır. Bu yazı, bir dramın finalinden ziyade, o finale giden kapıların nasıl birer birer aralandığını; zihne düşen ilk şüpheden, evin içindeki o sağır edici sessizliğe kadar geçen süreci mercek altına alıyor.
Eğer şu an "Neredeyiz?" ya da "Nasıl bu noktaya geldik?" diye soruyorsanız, bu süreçte geçilecek kapıları tanımak size kendi hikayenizi anlamak için bir ayna tutacaktır.
Çünkü boşanma dışarıdan bakıldığında bir son gibi düşünülse de, aslında ortada bir son yoktur; sadece bir sürenin dolması ve başka bir gerçekliğe geçiş vardır...
Boşanma Kararı Aşamaları| Sessiz Ayrılık: Her Şey Ne Zaman Başlar?
Siz kendi evliliğinizi bu anlamda gözden geçirdiniz mi?
Evlilik tarihinize bakarsanız bir yerlerde, bir zaman diliminde, boşandığınız eski eşinizle boşanma hakkında konuşmadan çok önceleri bir zamanda "İlk ayrılık fikri ne zaman düştü?"

Bu yazı boyunca:
Boşanmaya gelmeden önce boşanmış olmanıza,
Boşanma kararına doğru götüren adımlara,
Boşanma aşaması ve sürecine dair psiko-sosyal bir farkındalık edinmenize odaklanıyorum.
Henüz boşanmadıysanız, "Boşanmalı mıyım?" sorusunu soruyorsanız yazı sizin için de rehber niteliğinde.
Boşanma ani alınacak bir karar değil, hazırlık gerektiren bir döneme işaret ediyor.
DRAMIN İÇİNDEN ÇIKMAK: BOŞANMAK
Mahkemenin sonunda tescillenen ayrılık aslında çok derinlerde, çok uzun zaman önce başlamıştır. Yıllar içinde gittikçe büyüyen bir çatlağın sonucudur. Bir taraf çoğu zaman çok önceden ayrılığı aklından geçirir. Bu sakın önceden planlanmış bir komplo fikrini aklınıza getirmesin.
Bahsettiğim durum daha çok ilişkinin bir noktasında eşlerden birisi ilişkiyi sürdürmek için fedakarlık yapması gerektiğine inanır. Toplumsal yapıda bu konuda oldukça elverişlidir. Burada fark ederseniz aslında mutsuz olan eş ilişkiyi kaybetmemek için kontrolü kendisine baskı kurarak ele alır.
İlişkiyi sürdürmeyi başarmak, sorun çıkmamasını sağlamak, sorunları çözmek gibi bir yaklaşıma duyarsız ya da farkında olmayan eşe karşın kendisi tek başına mutlu bir ilişki yaratmaya odaklanır. Oysa burada kocaman bir yalnızlık, umutsuzluk, çaresizlik var.
Boşanma Süreci ve Aşamaları Adım Adım Yaşanıyor: İlk Ayrılık Fikri ve Psikolojik İnkar Evresi
İşte bu noktada sorun yaşayan eşin aklına ilk kez ayrılma, boşanma fikri geliyor. Siz kendi evliliğinizi bu anlamda gözden geçirdiniz mi? Evlilik tarihinize bakarsanız bir yerlerde, bir zaman diliminde, boşandığınız eski eşinizle boşanma hakkında konuşmadan çok önceleri bir zamanda "İlk ayrılık fikri ne zaman düştü?"
Bu fikrin düştüğü an krizsel süreç başlamış oluyor. Ama bu noktada boşanmaya götürmüyor. Böyle bir durumda sorun yaşayan eş dahi ayrılıktan uzaklaşmak, ilişkiyi sürdürmek istiyor.
Evlilikte Sessiz Ayrılık ve İnkâr Süreci
İlişkiyi sürdürmek isteyen taraf, yaşadığı problemleri "abarttığına" dair kendini ikna edecek çevre örnekleri aramaya başlar. Çevresindeki sorunlu evlilikleri referans alarak kendi durumunu "normal ve sıradan" göstermeye çalışır. Bu, aslında problemi yok etmek için yapılan bir algıda seçicilik yönlendirmesidir.
Figüranlaşan Eşler ve Güç Savaşları
Mutsuz olan eş, ilişkiyi kaybetmemek adına kontrolü kendi üzerinde baskı kurarak ele alır. Toplumsal yapımız da bu "fedakarlık" zeminini oldukça destekler. Ancak burada fark edilmeyen büyük bir yalnızlık, umutsuzluk ve çaresizlik vardır.
Çözüm bulmaya çalışan taraf "başrolü" üstlenirken, diğer eşi yavaş yavaş bir "figürana" dönüştürür. Bu durum beraberinde şunları getirir:
Sürekli devam eden güç savaşları,
Kavgalar, tartışmalar ve ardından gelen barışmalar,
Pasif-agresif tutumlar, küsmeler ve kaprisler.
Sakin Bir Gölün Altındaki Canavar: Sessiz Dönem
Bir süre sonra ilişkideki o gürültülü kavgalar yerini mesafe ve soğukluğa bırakır. Aynı çatı altında olunsa dahi tek başına yapılan aktiviteler artar:
Saatlerce süren cep telefonu oyunları,
Sosyal medya kullanımı,
Sürekli televizyon izleme tercihleri.
Bu "daha az tartışma" hali, aslında ayrılığın en tehlikeli aşaması olan sessiz dönemdir. Yılların getirdiği alışkanlıklar ve "evlilikler zaten zamanla monotonlaşır" inancı bir teselli gibi görünse de, durdurulamayan sessiz ayrılık yaklaşmaktadır. Sakin bir göl, aslında dibinde kocaman bir canavar büyütmektedir.
Nihai Karar: Yaşama Tutunmak
Bazı evlilikler ömür sonuna kadar bu sessiz ve cansız formda devam edebilir. Ancak genelde yaşama tutunmayı, hayatı gerçekten sevmeyi ve kendine değer vermeyi seçen insanlar, bir gün bu gidişata "dur" derler. İşte o gün ya resmi boşanmanın yolu gerçek anlamda açılmış olur ya da çözüm bulmak için birlikte hareket etmeye karar verilir.




Yorumlar