• DenizCan

Gün İçinde Küçük Molalar ile Duygusal İyilik


Çocukluğumda annemin öğretmenliğinden dolayı tatillerde uzun otobüs yolculukları ile sevdiklerimizin yanında olabilirdik.

Uzun, epey uzun. Mesela Gaziantep-İzmir arası o zamanlar otobüsle on sekiz saat sürüyordu. İlkokul yıllarım yılda dört kez bu yolculuk ile geçti.


Otobüsler bir çocuk için hiç eğlenceli değildi. Yollar genelde bozuk ve dardı. Bir de otobüsün içinde sigara içenlerle geçen on sekiz saat bir ilkokul çocuğu için oldukça sıkıcıydı. Çoğu zaman içimden çığlık atmak gelir, otobüsü durdurup inmek isterdim.

İkide bir anneme “Daha ne kadar var?” diye sorar dururdum.


Öyle tabletlerle, akıllı cep telefonları ile de oynamaya alışık olmadığımızdan hareket edememek ölüm gibi bir şeydi. Arkadaş yok, oyuncak yok, geniş bir alan yok. Bir de mide bulantısı. Bir de sevdiklerini görme ve şımartılma heyecanı. Sabırsızlık ve sıkılma için yeterli nedenlerdi.


Yolculuğa katlanmaktan başka çare yoktu. Gidilmek istenen yere gidilecek başka bir alternatifte yoktu. Sıkıntıyla beklemekten başka yapacak bir şey yoktu. Hani öyle kitap filan da okuyamıyordum, yolculuk tutardı beni her zaman.

Ufacık bir mola vermek rahatlamaya yardım ediyordu.


Yolculuk sırasında ay görünüyorsa biraz eğlenecek bir şey olurdu. Acaba ayı geçebilir miyiz, diye bakardım. Annem bana ayın üzerindeki gölgeleri ve bulutları farklı şeylere benzetmeyi öğretmişti. Sanırım orada öğrendim çok sıkıldığımda görselleştirme yapmayı.


Siyasi gündem, ekonomik durum, kendi bireysel isteklerimizle durmadan çelişip bizi kaygıdan kaygıya, stresten strese sürüklerken bu süreç bana yaptığım otobüs yolculuklarını hatırlatıyor. Bazılarınız için kaygı derecesi epey yüksek olduğundan umutsuzluk da görünür oluyor.


Evet, bazen dış koşullar sizin istediğinizden uzak, beklediğinizden farklı gelişebilir. Tıpkı benim otobüs yolculuklarım gibi…

Bazen içinde bulunduğunuz durum sizi öyle sarar ki, güzel olan bir şey yokmuş gibi hissedersiniz. Benim otobüs yolculuğumda sigara içenlerin dumanlarının yarattığı puslu, ağır kokulu hava gibi.


O ağır ve sıkıcı koşulların içinde yine de iyi bir şeyler yapmaya çalışırsınız ama durumun yarattığı rahatsızlıktan onu da yapamaya bilirsiniz. Benim yolculuk tutmasından kaynaklı kitap okuyamamam gibi.


Bir de etrafınızda sizi hiç tanımayan ama bir şekilde varlığınızdan rahatsızlık duyan, susmanız gerektiğini düşünenlerin asabi, ruhsuz, katı suratları olur. Otobüste gürültü yapan çocuklara ters ters bakan yetişkinler gibi.

Tam burada kendinize bir pencere açabilirsiniz.






Kapatın gözlerinizi ve görünce beğendiğiniz, sizi keyiflendiren üç şeyi hayal edin. Hatırlayın, hissedin. Mümkünse gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Bazen sadece o anı ya da duyguyu düşünebiliyor insanlar, bu da yeterlidir.


Ve devam edin. Duyduğunuz birkaç şefkatli, sevgi dolu sözü hatırlayın. Bu bazen bir insanın içten teşekkür ederim, iyi ki varsın demesi kadar gündelik bazen de çok daha büyük kutlamaları, içtenlikleri ifade eden bir söz dizisi olabilir.


Sonuncusu olarak da kalbinizde hissettiğiniz üç tane olumlu duyguyu bulun. Bu duyguları içinizden birkaç kere tekrarlayın.

Bunların hiç birisi sizin problemlerinizi çözmez. Çözmeye yardımcı olan destekleyicilerdir.


Bir hedefe doğru derinlemesine gitmek yerine yola devam etmenizi sağlayacak güzelliklere dönüp bakmanız gerektiğini hatırlatır. Çünkü hatırlamak güçlendirir.