top of page

Hiçbir İlişkimde Mutlu Olamıyorum: Duygusal Açlık Nedir, Nasıl Aşılır?


Duygular büyülü bir dans gibi… Bir kere zihni aşıp ortaya çıktıklarında seni savurabilir, duygusal açlık içinde pişman olacağın bir adımı attırabilir.

Böylesine duygusal dalgalanma etkisiyle nasıl baş edilir?  


Duygusal açlıkla başa çıkmak, duyguları yönetmek tek başına oldukça zorlayıcı bir süreçtir.

Diyelim öfkelisin, öfkeni hem göstermek istemezsin hem tek başına ondan kurtulmakta zorlanırsın.

Bunun gibi duygusal dalgalanmaları tek başımıza dengelememiz mümkün olmayabilir. Mümkün olmadığı gibi, bu çok sağlıklı bir durum değil.


Duygular paylaştıkça çoğalır, mutluluk daha fazla mutluluk, öfke daha fazla öfke, kırgınlık daha fazla kırgınlık yaratabilir.

8 hafta boyunca 118 çiftle sürdürülen bir çalışmada yakın ilişki içerisinde olan kişilerden birisi öfkeli olduğunda diğerinin de daha saldırgan ve tepkisel davranışlar sergilediği bulunuyor. (1)


Bu bile ilginç değil mi?


Hepimiz domino taşları gibi birbirimizle olan etkileşimimizden etkileniyor ve kolektif bir duygusal denge yaratıyoruz.

Bu etkileşimi sağlayamadığımız zaman duygusal açlık içine giriyoruz.


Bazen iyi bir eş varken arkadaş yokluğu ya da iyi bir evlat varken eş yokluğu duygusal açlığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Yani kişi sevildiği halde duygusal olarak bu histen yoksun gibi hissedebiliyor.


Duygusal açlık nedir? Duyguların tam ve dengeli olarak yaşanamamasını duygusal açlık olarak tanımlayabiliriz.

sırtını duvara yaslamış, düşünceli ve mutsuz bir kadın
Duygusal açlık sadece yemek yeme ile ilgili değildir, ilişki içinde de mutsuzluk yaratır.

Duygusal açlık çoğu zaman “sevilmiyorum” sanısıyla başlamaz. Bazen sevildiğin halde yetmiyormuş gibi gelir; bir mesaj gecikince içinin daralması, yakınlık gördüğünde hızla bağlanıp sonra kırılman, küçük bir mesafeyi büyük bir terk ediliş gibi algılaman, kendini bir ilişkiden diğerine savrulurken bulman… Hepsi aslında duyguların dengeli biçimde tutulamadığı bir boşluğun işaretidir.


Tüm bu ilgi arayışını, ilişki arayışını, ilgi isteğinin haklı nedenleri var elbet ancak bunları duygusal açlık ile başa çıkarak duygusal dengeni sürdürebilirsin.


Eksik Kalan Bir Şey Var: Bağlanma Stillerinin Duygusal Açlık Üzerindeki Etkisi

Yakın ilişki ve duygular üzerindeki etkisinden bahsettiğimiz zaman öncelikle bağlanma durumunu çağrıştırır. Çünkü bağlanma stilimiz, bir ilişkinin dengesini ve bizim duygusal açlığımızı belirler.


Farklı etkileri olan ve parmak izi gibi birbirinden ayrılan bağlanma stilimiz vardır. Genel olarak sağlıklı, kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri çoğu insan tarafından biliniyor.


Kısaca hatırlayacak olursak; Sağlıklı bağlanma ilişkinin belirli bir ritim ve güven duygusu ile sürdürüldüğü stili kapsar. Bu tarz ilişkilerde duygusal açlık çok daha az ortaya çıkar. Bunu iki nedene bağlayabiliriz.


İlki; ilişki içindeyken birbirinizin duygularını dengeleme gücünüz yüksektir. İkincisi ise, bu tür ilişkileri genelde duygusal açlıklarını iyi yönetebilen kişiler yaşar, çünkü duygusal açlık ilk ebeveyn ilişkilerinde kontrol edilebilir bir seviyede yaşanmıştır.

Her birimiz farklı ilişkilerde farklı bağlanma stilleri yaşayabiliyoruz. Bazı ilişkiler güven veriyor bazı ilişkiler tedirgin ediyor.

Duygusal açlığını tetikleyen bir ilişkide bağlanma stili ne olabilir?


Kaygılı bağlanmada ise karşı tarafa tam bir güven duygusu ile yaklaşmak zordur, bir yakınlaşma bir uzaklaşma ile süren bir ilişki stili vardır. Kaçıngan bağlanmada ise bağlanmaktan kaçınılır ve her zaman daha yüzeysel ilişkiler yaşanır.


Bir iyi bir kötü giden ilişkilerde altta kaygılı bağlanma problemi olduğundan bahsedebiliriz. Aradaki çatışmaların çıkması genellikle güven problemine bağlıdır. Böyle bir güven problemi yaşandığında ise duygu durum bozukluğuna kadar gidebilen duygusal boşluklarla baş etmek gerekir.


Kaygılı bağlanma ile sürdürülen ilişkilerde bireyler bir süre ilişkilerinin çok iyi gittiğini düşünürken belli bir süre ilişkilerinin berbat olduğuna inanırlar. Bunun nedeni daimi akış içinde olmayan duygusal düzlem, duygusal açlığın doğmasına neden olur.


Kaçıngan bağlanan insanlar ise evlilik ilişkisi kurmaktan çekinebiliyorlar ve arkadaşlıkları dostluğa dönüşemiyor. Onlar yalnız yaşamayı seçiyor ya da çoğunlukla tek gecelik ilişkiler, kısa dönemli aşklar yaşıyorlar.


Kaçıngan bağlananlar aslında sevgi eksikliğinden muzdarip olan tanıdıklarımız olabilir. İlgi istekleri vardır, ama bu isteğin sürekli aynı kişi tarafından karşılanacağına inanamadıkları için partnerleri ve arkadaşları ile uzun ilişkiler kuramayabilirler.


Bu kişiler daha çok duygusal açlık yaşıyorlardır, çünkü güven ve süreklilik hisleri çok azdır. Bu hislerinin az olması da bir insanla çok uzun süre zaman geçirme, yanından hiç ayrılmama gibi tarza büründüğü zamanlarda gözlemlenebilir.


Genel olarak ilişki çeşitlerimiz bu üç stil üzerinde döner. Bu da bizim duygusal arayışlarımızı etkiler. Bu etkilenmenin her zaman ilişki içerisinde yaşadıklarımızdan kaynaklanması gerekmez.


Bence, ilişkilerin bizim için en önemli etkisi başta belirttiğim gibi, duygusal dengemizi belirleme gücüdür. Yaşamımızın bir döneminde güven duyduğumuz insanlarla olan ilişkimiz yıkıcı bir tarz ile bitiyorsa güven duygumuz azalıyor.


Bağlanması güçlü olan insanların duygularını dengeleme gücü daha yüksektir. Bir duruma sinirlenip öfkelenseler dahi zarar vermeden, saldırmadan sakinleşmeyi başarabilirler.


Ve bağlanma duygusu zayıf olan insanlar içinse duygusal denge kurmak zordur.


Bağlanma duygusu zayıf olan insanlar duygusal açlığı ile uç noktalara savrulabilir.


Duygusal Açlıkta Gizli Tehlike: Takıntı ve Bağımlılık

Bir şekilde denge kurmak için aşırılığa doğru giden bir yapı ortaya çıkar. Bu şekilde ortaya çıkan durumlar daha çok eksik kalan duygusal ilgiyi, sevilme ihtiyacını, ilişki arayışını tamamlamaya ya da geçiştirmeye yöneliktir.



bağımlılık kelimesinin tarifini içeren bir tanımlama kartı
Bağımlılık geliştirmemeye özen göstermek duygusal açlığın etkilerini azaltır.

Bağımlılıklar en başta gelir. Burada bağımlılığın tanımını “yönetilemeyen, tercih edilmeyen ve limitlenemeyen tüketim” olarak tanımlayabiliriz. Duygusal açlığın şiddeti arttıkça ve duygusal sağlık bozuldukça bağımlılık düzeyi artar.

Birkaç örnek ile bakalım:


  • Saatlerce dizi izleme, reels kaydırma, video oyunu oynama

  • Bütçeyi aşma pahasına giyime, güzelliğe harcama yapma

  • Aşırı egzersiz yapma, mükemmel beden arayışında olma ile sürekli diyet yapma

  • Bağlı olmaya zıt olarak bir yiyeceği, durumu ya da kişiyi tamamen reddetme





Takıntı kelimesinin tarifini içeren bir tanımlama kartı
Takıntı haline gelmeyecek alışkanlıklar oluşturmak duygusal açlığın etkilerini azaltır.

Takıntıları ikinci sıraya alabiliriz. Tanısı konulmuş bir hastalık olmak zorunda değil, bazen bazı durumlar bağımlılık olmaktan çok takıntı olarak yer alabilir. Bu anlamda takıntıyı “düzenli olarak aynı şeyi tekrar tekrar sürdürme” olarak tanımlayabiliriz. Bu durum daha çok duygusal boşluğun umutsuzca öyle kalacağına inanınca ortaya çıkar.


Buna da örneklerle bakalım:

  • Ritüel adı altında sürekli kurallara bağlı bir yaşam dilimi sürdürmek. Her gün aynı saatte aynı şeyi yapmak

  • 2-3 saatte bir sosyal medyayı, aramayı, kapının önünü veya mutfağı kontrol etmek.

  • Hiç gerek olmadığı halde her gün evin belli bir bölümünü temizlemek ya da ihtiyaç olmamasına rağmen her gün temizlik yapmak...


 

Duygusal açlık yaşayan  kişilerde bazı farklı davranış alışkanlıkları bulunur. Bu iyi giden bir ilişkiyi bozmak için dedikodusunu yapmak, eleştirmek olabilir. Bazen de ilişkide olduğu insanı tedirgin etmek, korkutmak için korkutucu, tedirgin edici durumlardan bahsetmek olabilir.


Bu şekilde olumsuz duygu yaratarak kişinin duygusal dengesini bozan davranışlara  ilişkide olduğunu aşağıya çekmek olarak da niteleniyor. Böylece aradaki bağ ve ilişkinin sürmesi garanti edilir.


Duygusal açlığın ilişkilerimize olan etkilerini bilmek ve duygusal açlığı nasıl aşabileceğini öğrenmek istiyorsan sana iyi gelecek bir bağlantı: Hiç Bir İlişkimde Mutlu Olamıyorum, Duygusal Açlık Nedir? Nasıl Anlaşılır? Tıkla, oku!



Yeni bir şeye başlarken, her şey yolunda gitse bile içinizde açıklayamadığınız bir gerginlik mi oluşuyor? "Mutlu olmam gerekirken neden böyle hissediyorum?" diye kendinize soruyor musunuz? Bu yayında, çoğu kişinin adını koyamadığı ama yoğun şekilde yaşadığı bir süreci ele alıyoruz: Mutlu olmaya çalışırken ortaya çıkan stres ve gerginlik. Benzer duygularını anlamak ve dönüştürmek için izleyebilirsin:


Duygusal açlığın içinden geçerken mutlu ve sakin olmanın yollarını keşfetmek için güzel bir yayın bıraktım.


Kaynakça:

(1) Crane, C. A., Testa, M., Derrick, J. L., & Leonard, K. E. (2014). Daily associations among anger experience and intimate partner aggression within aggressive and nonaggressive community couples. Emotion, 14(4), 647–658.



bottom of page